.

.

29 Ocak 2008 Salı

kısa

sabah evimin önü bir kartpostala benziyordu. nasıl güzel bir kar, puslu filan. yollarda hiç araç yok, gökyüzü boz, gene yağacak gibi. heyecanla televizyonu açtım, vapurlar iptal, ulaşım felç haberlerini duyayım da geri yatayım diye, aradım taradım hiç bir kanalda böyle bir haber yok. iş başa düştü gene. giyindim kat kat, çıktım. apartmandan yola çıkana kadar hafif patinajlar yaparak yürüdüm, geçen münübüs beni gördü aldı sağolsun. ağır ağır tintin indik yollardan. kadıköy'e vardık ki, burada hiç kar yok. nasıl ya? vapurlar çalışıyor, herşey olağan, kendimi bir woody allen filmi kahramanı gibi hissettim, hani bir o kahraman görür bişeyleri, kimse farketmez ya. geldim işe, geç de kaldım tabii, bugünün anısı olsun diye karaköy'den aldım simidimi, arasına zeytin ezmesi ve kaymak sürdürdüm. işyerime girince güvenlikçilerle resepsiyondaki kız bana bakıp kikirdediler, "ay gülçin hanım, kurşungeçirmez giyinmişsiniz" diye. "bizim oralarda kar var, böööle acayip, inanamazsınız" dedim ağzımın içinde, yürüdüm kurşungeçirmez kurşungeçirmez. öğleye kadar biraz kar yağdı, sonra açtı, gene karardı filan, öğle arasında çıktım dışarı, karşıdan bir adam geliyordu, ince uzun zarif biri, elinde de bir demet nergis ve evrak çantası vardı, ne hoş diye düşündüm, bir baktım Orhan Pamuk. sonra gün gene ağır ağır geçti, köpürerek, sıkıldım. şimdi hava karardı, yağış yok, bizim oralar gene karlı mıdır aney?

6 yorum:

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Değil değil...
Kar mar kalmadı Gülçinciğim, o sabahın hediyesiymiş.
:(

Ori dedi ki...

Gerçekten ne ilginç bir gündü. Böylesini az görenlerden olduğumuzu düşünüyorum:) Sabah araçla gitmem sorun yaratmaz dedim. Yarı yola varmadan çıktığıma pişman oldum ama işe bir vardım güneş açmasın mı:)) Öğlenden sonra Maltepe'den dönüyorum açık bir hava ve bir dönemeç sonrası kar fırtınası:)) Şu istanbul ne güzel ama bir sokak güneş, bir sokak kar, birinde ayva, diğerinde nar, yine de darda kalanlar var.

elektra dedi ki...

hadi ya, orhan pamuk dönmüş mü? bugün çok komikti hakikaten. karşıdan gelenler gelmeden dersaneyi aramışlar dersler iptal mi diye. sonra biz güzel güzel ders yaparken sarıyer tarafından gelen öğrencilerimizin anneleri dersaneyi telefon yağmuruna tutmuş, erken yollayın çocuklarımmızı, tipi var diye. bu istanbul bir garip. ben talibim aslında, kar, çizgi fimlerdeki gibi, benim başımda taşıdığım bir buluttan hep bana yağabilir. kutup ayılarını seviyorum, imreniyorum. sustum, iyi geceler diyorum:)

Abi dedi ki...

çıkarıp üstündekileri acele Orhan Pamuk'a verseydin, bence..
Öyle tek başına, kurşungeçirir bi şekilde ortamlarda turalamak, sanki biraz tehlikeli O'nun için..
*********
Hrant Dink'in üzerine gazete kapanmış, ayaklarının içe bakar bi şekilde görüntülendiği fotoğrafı geldi gözümün önüne..
Bu kez yanında dağılmış bir demet nergis var..
**********
Günler köpürüyor, gerçekten.

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, o kadar giysi tartışmasının yapıldığı bir günde, bir türlü beyaz giysisini giydiremedik işte İstanbul'a. Bu sabah evden çıktım, gene yağıyordu kar ama şimdi tekrar güneş açtı. Havalar da şaşırdı ne yapacağını:) Sevgiler

sofi dedi ki...

Gülçincim, İstanbul şehir değil ki bir ülke! bizim köye pek yağmadı mesela, ama aha şu kuzeydeki köy varya Maslak dağlarını aşınca oraya çığ bile düşmüş diyolar:) ben bu karı saymıyorum.
Sevgilerle...