.

.

30 Ocak 2008 Çarşamba

otostopçunun galaksi rehberi

Galaksinin ücra bir köşesinde Dünya adında bir gezegen vardır. Gezegenin üzerinde insan isimli canlılar yaşamaktadır. İnsanlar, kendilerini çok önemli zanneden, çıkar uğruna birbirlerini ezen, kendi aralarında savaşlar yapan acımasız varlıklardır. Arthur Dent ise milyarlarca dünyalıdan biridir. Onun için bütün felaketler üst üste gelmiş gibidir. Evinin kapısına buldozer dayanmıştır, aynı gün en iyi arkadaşının bir uzaylı olduğu ortaya çıkmıştır. Çok daha kötüsü uzayda açılacak bir otoban yolunun güzergâhında yer aldığı için gezegenin kısa bir sürede yok edilmesi tehlikesi ortaya çıkmıştır. Arthur'un hayatta kalabilmek için tek şansı yakınlardan geçen bir uzay gemisine otostop çekmek ve uzayın derinliklerine açılmaktır. Arthur, arkadaşı Ford'un yardımıyla kendini uzay gemisine atmayı başarır.

çok severek okuduğum işte bu hikayenin filmi, bu akşam TRT1'de 20.15'de: Otostopçunun Galaksi Rehberi.
İngiltere'nin en sevilen beş romanı arasında sayılan seri Douglas Noel Adams tarafından 1979 yılında kaleme alındı. Adams'ın yaptığı bilimkurgu ile mizah birleşimi, o kadar sevildi ki radyo oyunu ve romanından sonra televizyon dizisi, bilgisayar oyunu, çizgiromanı, tiyatro oyunu ve bir banyo havlusu şeklinde çok çeşitli biçimlerde karşımıza çıktı. hangi bilimkurgu filminde depresyonda bir robot görürsünüz? Garth Jennings tarafından beyaz perdeye uyarlanan filmde, dünyanın yok olmak üzere olduğu bir zamanda izleyicilerini galakside macera dolu bir yolculuğa çıkaran filmde, Anna Chancellor, Mos Def ve Martin Freeman rol alıyor.
Filmle ilgili birşeyler ararken bulduğum alıntılara takıldım, gene güldüm. iki tanesini aşağıya alıyorum, daha fazlası için lütfen buraya, buraya, buraya ve filmle ilgili eleştiriler için de buraya tıklayabilirsiniz.
Otostopçunun Galaksi Rehberi "sonsuz" sözcüğü için şu tanımı vermektedir. Sonsuz: En büyük şeyden daha büyük olup biraz da fazlası olan. Aslında bundan da büyük, şaşırtıcı bir muazzamlıkta, tam anlamıyla şok edici bir boyutta, gerçekten "oo, çok büyükmüş" dedirtecek bir zaman süresi. Sonsuzluk o kadar büyüktür ki, karşılaştırıldığında onun yanında büyüklüğün kendisi gerçekten minicik kalır. Burada anlatmaya çalıştığımız kavram, dev gibi büyük çarpı dağ gibi muazzam çarpı şaşırtıcı derecede kocaman cinsinden bir şeydir.
***
"Neden inşa edilmesi gerekiyormuş da ne demek?” dedi. “Bu bir kestirme yol. Kestirme yollar inşa edilmelidir.”Kestirme yollar, bazı insanların A noktasından B noktasına çok hızlı bir şekilde gitmesini, bu sırada başka insanların da B noktasından A noktasına çok hızlı bir şekilde varmasını sağlayan buluşlardır. Tam ortada bir nokta olan C noktasında yaşayan insanlarsa sık sık şunu merak ederdi: A noktasında ne var ki bunca insan B noktasından oraya gitmek için can atıyor ve B noktasında ne var ki bunca insan A noktasından oraya gitmek için can atıyor? Çoğu kez insanların hangi lanet olası yerde olmak istediklerine kesin bir karar verip bu duruma bir son vermelerini dilerlerdi.

5 yorum:

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, kitaplarını okumamıştım ama radyo oyunu, bilim kurgu ile mizahın muhteşem bir buluşması gibiydi. Şimdi olsa, gene defalarca dinlerim yani. Film Douglas Adams öldükten sonra yapılmış, umarım radyodaki enerjiyi filmde de yakalamışlardır. Hatırlatma için teşekkürler. Sevgiler

Öykücü dedi ki...

Bu filme gitmiştik biz.Ama kocam o kadar sıkıldı ki yarısında başka filme girdik:))Filmi savunacak halde de değildim.Çok saçma sapan ilerliyordu.Yarısında çıkıp muhteşem dörtlüye girmiştik.İki filmin de yarısını seyrettik:)))

Ama bu filmin sonunu ben hep merak ettim.Bir sayıyla ilgili bir sır vardı.45 miydi acaba:))

Eleştirileri okumaya gidiyorum.

Sevgiler..

neolitik hanım dedi ki...

gülçincim,

ne zamandır ugruyorum sayfana ama bir seyler yazmak konusunda tembel davranıyorum, douglas adams'ı görünce, bir heves yazayım dedim. douglas adams'ın hastasıyımdır ben, bütün kitaplari var. ayrıca bbc'nin cektigi dizinin DVD'sini kadiköy'de bir yerlerden bulup izlemiş, filminden daha çok begenmistim. sonra bir arkadaşıma verdim, geri gelmedi :(

filmini begenmediydim ama zaten iyi bir uyarlamasini yapmak cok zor bu serinin.. benim sayfada adams'la ilgili bir seyler de yazmistim zamaninda, okumak istersen linki : http://neolitikhanim.blogspot.com/2007/06/galaksinin-en-matrak-adam-douglas-adams.html

sevgiler
neo

Vladimir dedi ki...

aa ne çok şeyler yazmışsın buraya, listemdeki arkadaşlar da yazmış benim biriki gün sesim soluğpum çıkmaz artık okumaktan.

Bu dediğin filmi malesef severek izlemedim, fikirler ilginç, güzel ama filme dönüştürürken daha kıvrak, daha hızlı bir üslup kullanılsaymış keşki. Film çok yavaştı... Halbuki havada fikirlerin uçuşması, izleyiciyi bir tür bombardımana tutmaları gerekirdi, bunu yapamamışlar malesef.
:)

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Film biraz önce bitti.
Oğlum ve kızımla sinemadan sonra bir kez daha izlemiş olduk.
Yine zevkle, hem de.:))
Tam İngiliz mizah anlayışı, hayatı iğnelemesi, onun karşısındaki ciddiyeti ve aynı derecede de hafife alması... Hepsi birarada.:)