.

.

4 Eylül 2008 Perşembe

ayakkabılar, çeşit çeşit

Ayakkabı, iskarpin, pabuç, kundura (hatta ayağında kundura/yar gelir dura dura), stiletto, sandalet, bot, çizme, terlik, mokasen, mes, çarık, karalastik, babet, ince topuk, kalın topuk, dolgu topuk, mantar topuk, yumurta topuk, sivri burunlu, küt burunlu, dekolte, önü kapalı arkası açık, hem önü hem arkası açık, parmak arası, bantlı, bağcıklı, dost başa düşman ayağa bakar (neden? Çünkü insan en çok ayakkabısına benzer), ayağı kademsiz insanlar, ayağının uğuru olsun, cennet annelerin ayağı altındadır, ayağının altına almak, ayağı kesilmek, yüksek topuk selülit ve bel ağrısı yapar (ama ne güzel görünür), ayakkabı çekeceği (kerata), ayakkabı temizleme süngeri, ayakkabı dolabı, ayakkabı kutusu, ayakkabı tamircisi, ayakkabı boyacısı, ayağının turabı-çorabı-olayım vurma abi (Türk filmlerinden bir replik), ayağını yıkamak (sevdiğim erkeğin geyşası olurum hesabı), ayakkabının ayağı vurması, ayakkabısı vurmadığı zamanlarda anmazdı ama Allah’ın adını/günahkar da sayılmazdı/yazık oldu Süleyman efendiye (Orhan Veli), iki ayağı bir pabuca girmek, ayağı çabuk, haaa o mu? sağlam ayakkabı değil, Gülçiiiin pabucu yarım çık dışarıya oynayalım, uç uç böceğim annem sana terlik pabuç alacak, anaaaa İmelda Marcos...

Ne çok şey geldi aklıma ayakkabı deyince. Bu Pazartesi gününden beri Nişantaşı’nda gene olağandışı bir hareketlilik var (hayır Ramazan değil), inekler ve lalelerden sonra, şimdi de dev ayakkabılar var her köşede. Dün acar şehir muhabiriniz olarak Nişantaşı sokaklarının nabzını tuttum ve sizler için bu bölgedeki her ayakkabıyı özenle fotografladım. İş bitince gidip kendime bir ayakkabı alasım geldi, ama almadım, daha giymediğim ayakkabılarım bile var utanarak söylüyorum, ama ayakkabı almak çok güzel bişey, ne enteresan.

bakın ilk resmimiz bir antidepresan firmasının sponsor olduğu bir ayakkabı. heryeri taşlarla kaplı, pek gözalıcı. hemen arkada ise bir köpek kulübesi görüyorsunuz. işte o kulübe simba'nın kulübesi, 15 yaşında, zararsız bir sokak köpeği, hani geçenlerde taşlayıp öldürmeye çalışmışlardı da, belediye kurtarmıştı. işte onun evi. tam da Abdi İpekçi Caddesinin köşesi, ohh simba'daki keyfe bak. ben oradayken evi boştu, piyasa yapmaya çıkmıştır köftehor :)



bu da simba'nın evinin karşı köşesinde, melek kanadı figürlü.


bu cadde üzerinde, step halıcılık sponsorluğunda hazırlanmış kırmızı halı serilmiş ayakkabı.


bu kelebek kanatlı ayakkabı benim işyerimin önünde duruyor. camdan bakmak için ayağa kalkarsam bugünlerde bunu görüyorum, ne güsel değil mi (ama bu gidişle ayakkabı almamaya dayanamayacağım); yukarıdan çekildiği için bu daha değişik bir fotograf oldu.


içinde başsız ve askıda bir kadının oturduğu ayakkabı Mudo'nun önünde. yakından daha korkunç geldi bana.


bu sevimli çocuklar turist. anneleri çocukları kışkışladı ayakkabının içinde doğru, sonra resimlerini çekerken "çiiiiiiiizzzzzz" derken ben de çekiverdim. bu ayakkabı City's Alışveriş Merkezi önünde, Steve Madden'in sponsorluğunda hazırlanmış, aynalı maynalı, pırıl pırıl.


içine Naomi Campbell döşenmiş bu ince ayakkabı, melek kanatlının tam karşısında, Ferre'nin. yakında Ferre'nin f'si kalmayacağına bahse girerim.



ve işte benim favorim. bu ayakkabıyı çok yaratıcı buldum ve kışkırtıcı. ne dersiniz?



bu çılgın radyolu ayakkabı (üzerinde bir de çizgi film kareleri filan var) Topshop'un önünde.


ve son fotografımız da albino vadaa'ların olduğu efsanevi konverslerimiz. eğleniyorlar, değil mi?


umarım siz de eğlendiniz:) sevgiler.

14 yorum:

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim beni hayal kırıklığına uğratmadığın için teşekkür ederim. Dün bu ayakkabıları görünce Gülçin bunlardan çok güzel bir yazı çıkarır demiştim.

İnekler, laleler, ayakkabılar.. Gelenekselleşiyor galiba. Bakalım gelecek sefere ne olacak:))

Sevgiler

Adsız dedi ki...

ÇOK BEĞENDİM...ELİNE SAĞLIK...

LİZ

emel dedi ki...

Özellikle Ankarada olup da görme fırsatı olmayanlar için (yani benim için:)) çok faideli...teşekkürler Gülçin Hanımcım...

kedimkayboldu dedi ki...

Oooo. Ne güzel ya Nisantası ahalisi yine güzel etkinlikler şenlendiriyor gönüllerini. Ve iyi ki sen varsın oralarda da önünü görmeyen bir insan olarak durumlardan haberdar oluyorum. Tiksindim birden kendimden. (:

Beenn en cok kıskırtan hatunu, senin ofisin onundekini ve başsız olanı cok begendim. Emek veren herkezin ellerine saglık diyorum buralardan.

Ve bunları paylaşmak icin yolları arşınlayan ayaklarına, fotograf ceken ellerine saglık diyorummmm...

gülçin dedi ki...

sevgili sem, liz, vladimir, emel hanım ve kedimkayboldu,

teşekkürler :) gelecek sefer gitarları bekliyorum ben şahsen.

sevgiler

serpil dedi ki...

Evet,ben de mutlaka Gülçin yazar diye düşünmüştüm,resimler çok güzel,gidip görmem lazım.
Kelebek kanatlının yanında beklerim,camdan bana el sallarsınız artık :)
Sevgiler.

Abi dedi ki...

eğer bir kadın sadece ayakkabıların ortasında oturuyorsa ona başsız mı demek daha doğru yoksa kafasız mı?

paraların toplanarak ayakkabı oluşturduğu mailin geldi aklıma gülçin..:))

sevgiyle..

miso dedi ki...

Gülçincim,
Hastayım ben biliyor musun? Ayakkabı hastası. Vitrine bakarken bazen ağzım sulanır, cidden. Utanıyorum bir yandan da. Ayıp yahu, kelimenin tam anlamıyla bir tüketim canavarlığı. Ama çok da seviyorum.

Görselliği nefis bir yazı olmuş, eline sağlık. Umarım vandal ve yamyam halkımız baltalarla girmez o muhteşem ayakkabılara.

marruu

elektra dedi ki...

ben uzaylıyım sanırım. şu ayakkabı tutkusu yok bende. her sezon en fazla bir tane alırım, o da bir önceki sezon aldığım giye giye yamulduğu için. ve gerçekten kimsenin ayağına, ayakkabısına bakmam. topuklu ayakkabı meslek engelimden giyemem. iş dışında bir yerlere giderken giyeyim diye aldığım2-3 çift var , yepyeni duruyorlar. yürüyemiyorum onlarla. ama topuklu ayakkabıları kentimin muhtelif meydanlarında böylesi güzel tasarımlarla görmeye hiçbir itirazım yok. nişantaşı'na hiç yolum düşmüyor. çok güzelmiş oradakiler...

Girls-on-blog dedi ki...

Harika bir yazi olmusss:) Kelebekli olana bayildim ben...cok kiskirtici ya insan duramaz sanirim ayakkabi almadan:)

gülçin dedi ki...

sevgili serpil,
kelebeklinin yanına geldiğinde haberim olsun:)

sevgili abi,
başsız da olur kafasız da, ama zevksiz olmayacağı kesin :)

sevgili miso,
çoğu duruyordu valla. ama birinin ön tarafında güneş enerjisiyle yanan kocaman bir taş varmış, onu götürmüşler, ne işlerine yarayacaksa.

sevgili elektra,
ayakkabıya düşkün olmayan az sayıdaki hatunlardan birisin demek. ben de çok topuklu, incecik ayakkabıları giyemiyorum, ama bakmak çok hoşuma gidiyor.

sevgili girls,
teşekkürler, ben de daha fazla kışkırmamayım diye, onlardan yana yürümüyorum öğlenleri artık :))

sevgiler.

NaKHaR dedi ki...

ineklerden sonra devaı gelmesini umuyordum içten içe açıkçası, iyi olmuş...

önce favori seçtiğine mükemmel düşünüp tasarlamışlar demekten başka birşey diyemiyorum... :)

benim beğendiğim ise (meleklere karşı özel bir ilgim olduğundan mıdır bilmem) kanatlı beyaz ayakkabı diyorum... :)

gülçin dedi ki...

evet sevgili nakhar,
kanatlı beyaz olan gerçekten güzeldi, ama öyle bir noktaya koymuşlar ki kardeşim, daha değişik bir poz almak mümkün olmadı. dur deneyeyim bakayım yolum bir daha düşerse.

sevgiler

Adsız dedi ki...

bana ayakkabı maketi lazım nerden bulabilirim