.

.

11 Şubat 2008 Pazartesi

Fleet Sokağının Şeytan Berberi Sweeney

Haftasonu gene rüzgar gibi geçti. Soğuk havaya, Pazar günü yağmurun dinmeyecekmiş gibi yağmasına rağmen çok tatlı bir haftasonu geçirdim. Ben var ya, Cumartesi akşamı Sweeney Todd’u seyrettim. Sweeney Todd, yönetmenliğini Tim Burton’un yaptığı, başrollerinde Johhny Deep, Helena Bonham Carter ve Alan Rickman’in oynadığı, bir korku müzikali, hem korku-kan-revan-cinayet hem şarkı.

Christopher Bond’un oyununa dayanan orijinal Sweeney Todd, 1979 yılında Broadway’de gösterime girmiş ve aralarında En İyi Müzik dalının da olduğu 8 dalda Tony Ödülü kazanmış. Dünyada yüzlerce kez sahnelenen müzikal son olarak New York tiyatro izleyicisiyle buluşmuş, şimdi de beyazperdede. 15 yıl önce, güzel eşi ve minik kızı ile mutlu mutlu yaşayan berber Benjamin Parker’in hayatı, şehrin nüfuzlu ve kötü kalpli yargıcı Turpin’in eşine göz koymasıyla değişiyor. Zavallı berberi haksız yere hapse atıyorlar ve film berberin 15 yıl hapisten çıkıp 19. yüzyılın karanlık ve puslu Londra’sına intikam için dönmesiyle başlıyor.
Tim Burton, kabussu atmosferler yaratmakta gerçekten başarılı, filmde kullanılan siyah ve gri ağırlıklı fonlar akan kanların parlak kırmızısı ile çok etkileyici bir karşıtlık yaratmış. Gotik makyajı ve birden şarkı söylemeye başlamasıyla Johhny Depp oldukça şaşırtıcı, üstelik başarılı da. Helena Bonham Carter, bu tarz filmlerin kadını, ancak müzikal anlamda biraz zayıf kalmış gibi geldi bana. Her filminde çok etkileyici karakterler yaratan Alan Rickman yine mağrur, başı dik bir kötü adam, ama gene de onu boğazından kanlar akarken görmek hoşuma gitmedi. Hay allah benim iyiliğimi versin, ipucu verdim. Neyse, zaten şimdi söyleyeceğim cümleyi duyunca zaten tahmin edeceksiniz: ne zamandır izlediğim en kanlı filmdi, ama film bitince kendimi kötü hissetmedim. Şarkı sözleri de hoşuma gitti, şu laf mesela: eğlencenin yarısı, planı planlamaktır. Ya da şu: yakın olmak ya da zeki olmak doğruya yaklaştırmaz.


Meraklısına Not: Filmle ilgili çeşitli yazıları burada, burada, burada ve filmin orjinal sitesini ise burada bulabilirsiniz. Beyazperde isimli site filmle ilgili bir sanal ve interaktif kitapçık hazırlamış, merak ediyorsanız burayı tıklayabilirsiniz. Şubat 2008 Altyazı dergisinde yayınlanan filmle ilgili ayrıntılı bir yazı da burada. Ve sonuna kadar okuyanlara şeker gibim bir hediye: burada Johhny Deep’in seslendirdiği bir şarkının klibi var.
Talisman'a Not: Taliscim, filmle ilgili senin görüşlerini merakla bekliyorum.
Ortaya Not: Yahu biri Johnny Depp yazısı yazacak mıydı, bana mı öyle geldiydi?

6 yorum:

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, ben hala 15 Şubatta gösterime girmesini beklerken, senin görmene şaşırdım! Özel bir gösterim olmalı:)) Burton, Depp ikilisine Rickman ve Bonham'da eklenmişse, kanlı da olsa süper bir film olmuştur diye düşünüyorum. En kısa zamanda ben de görmek istiyorum. Sevgiler ve güzel bir hafta diyorum:))

cinar dedi ki...

Ben de bu filmi merakla bekleyenlerdenim. O yüzden yazıyı bütünüyle okumadım. Seyrettikten sonra bu sayfaya tekrar döneceğim de, Tim Burton'un filmlerini çok severim. Onu demek istedim. Depp'e hayranlığım da cabası :)
Sevgiler.

Vladimir dedi ki...

Tim Burton kendine özgü bir atmosfer yaratmakta gerçekten çok başarılı. Film yapmadan önce günlerce süren eskizler çizildiğine, karakterlere ait ufak tefek detayların şanslı arkadaşlardan oluşan daimi bir kadro ile uzun uzadıya tartışılıp son halllerinin verildiğine dair bir his var içimde nedense. Helena B. Carter ile evledikten sonra ekibin içerisine onun da dahil olması kaçınılmaz tabii.

Edward Scissorhands'den beri Johnny Depp ile de bu kaçıncı iş beraberliği. Hepsi de ses getiren çalışmalar oldu.

Beraber seyrettiğimiz son müzikladen sonra ben müzikal defterini uzun süreliğine kapatmayı düşünüyordum ama bu sefer Tim Burton ve ekibi için bir istisna yapabilirim.

Filmi görebilmem için hayli zaman ihtiyacım var ama, sinemaya gidince de İçimdeki Otello Kamil sokağının şeytanı ortaya çıktığı için sinemaya gidişlerimi kısıtladım. Biliyor musun böyle bir sokak var, hem de Nişantaşı'nda bir gün bir bakıversen diyorum Gülçin belki yazacak bir şey çıkar bakarsın. Emininm orası iddialı ismine karşın hayli sakin ve huzurlu bir sokaktır. Tabi sen oraya gidinceye kadar, senin gidşin ile beraber o sokağın yüzyıllar süren sıkıntı dolu günlerinin nihayete ereceği ve munis mahalle sakinlerinin en azından bir elli yıl kadar babadan oğula anlatacaklagelecek bir olay yaşanacağına eminim.

Ve gelin görün ki bendeniz çaresiz Vladimir, Hakiki Vladimir diye düzeltmeliyim. Evet bendeniz Hakiki Vladimir, bu filmi izlemek için DVD ortamında arz-ı endamını bekleşiceğimdir artık ne çare :( hayırlısıyla. İster istemez tabi.

Sinemaya gidip olay çıkartıcak halim yok şıra...

"Susun Kardişim!!!! Sizi mi dinlemeye geldim bu sinemaya!!!"

florrrrşşşşş havada uçan kağıttan kola bardağı sesi)

Abi dedi ki...

izleyeceğimdir..ve evet.. bir johnny depp yazısı yazacak arkadaş vardı.. talismanndiyette diye hatırlıyorum..

degree dedi ki...

sevgili Gülçin,

Seni boşuna Filmolog yapmadık tabii. Senden daha iyi film tahlili yapana rastlamadım blog aleminde. Varsa da ben gömedim. Ama bu film bir arkadaşımda var. DVD olarak. Alıp izledikten sonra, sevgili "Hakiki" Vladimir ve diğer isteyen arkadaşlara ulaştırabilirim.
Sevgiler.

cinar dedi ki...

Nihayet setredebildim bu filmi. Müzikal olarak ve film olarak ayrı ayrı beğenmeme rağmen ikisini bir arada çok da sevmedim. J.Depp'i de H.B.Carter'ı da şarkı söylerken çok beğendim aslında ama korku filminde müzikal düşüncesine alışamadım daha :)