.

.

22 Şubat 2008 Cuma

39 basamak


Bu gece Kenterler tiyatrosunda bu sezonun yenilerinden "39 basamak" oyununu izledik. John Buchan’nın romanından Patrick Barlow’un sahneye uyguladığı 39 Basamak İngilizlerin “gülmekten ölünebilir” dediği türden bir komedi. Sinemanın dahi yönetmeni Alfred Hitchcock’un 1953’te perdeye taşıdığı "39 Basamak"da Demet Evgar, Okan Yalabık, Bülent Şakrak ve Hakan Gerçek oynuyorlar. Oyun 1935 Ağustos’unda Londra'da, Richard Hannay'in can sıkıntısını dağıtmak üzere bir tiyatro oyununa gitmeye karar vermesiyle başlıyor. Hannay, o gece tiyatroda gizemli güzel Annabella’yla tanışıyor ve kendini Londra’dan İskoçya’ya uzanan çok komik, heyecanlı, hareketli, çılgın bir casusluk serüveninin ortasında buluyor. Her oyuncunun kimlikten kimliğe girdiği oyunda tempo hiç düşmüyor. Demet Evgar tiyatro sahnesine çok yakışıyormuş, kendisini ilk kez canlı izledim. İngilizlerin dediği gibi gülmekten ölmedim, espri anlayışlarımızın pek tutmadığı bir gerçekse de, zekice kotarılmış espriler ve mizansenler çok hoşuma gitti. Tiyatro bence ilgiyi çok hakeden, seyircisiyle daha çok varolan bir sanat. İlgisiz kalmayalım efendiler, orada bizim için birşeyler yapıyorlar.


Meraklısına Not: Demet Evgar'la yapılmış oyunla ilgili bir röportajı buradan okuyabilir, Kent Oyuncuları sitesine buradan ulaşarak oyun tarihlerini görebilir, Kenterler'in bu sezon uygulamaya koyduğu "3 oyuna bir bilet" ve "Ne Ödeyebilirsen" geceleri ile bilgilerine buradan ulaşabilir, benim 12 Şubat'ta yazdığım Kenterlerin "3 oyuna bir bilet" etkinliğinin diğer 2 oyunu ile ilgili yazımı buradan okuyabilirsiniz. Kendime de link verdim ya, aferin bana yani.

6 yorum:

Goddess Artemis dedi ki...

Bazı eserleri orijinal hâlleriyle anımsamaktan yanayım. The 39 Steps için de geçerli bu.

Bir başka örnek vermem gerekirse: Kral Learİngiliz Kraliyet Tiyatro'sundan izledikten sonra, başka hiçbir yorumuna dayanamayacağımı hissettiğimden, Kral Lear konusu benim için kapanmıştır.

Ya da, Zeki Müren'den dinlediğim bir eserin bir başka yorumuna katlanamamam gibi.

ekmekcikız dedi ki...

Demet Evgar, sahneye sahiden çok yakışıyor ve iyi bir oyuncu.
Eminim, bu oyuna katkısı büyük olmuştur.
:)

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, Demet Evgar hayranı olarak oyunu göreceğim Cumartesiyi dört gözle bekliyorum. Bakalım İngilizlerin espri anlayışları nasıl bişeymiş:)) Sevgiler

miso dedi ki...

Ahh İstanbul, bize burada taşradan bakmak düştü yine... :))

Heheh, yalan yalan, tiyatroya gitmeyeli çoook oldu. Ayıp biliyorum ama doğrusu da bu. Gitmeli bir ara.

marruu

Abi dedi ki...

Miso'nun yorumuna harfiyen katılıyorum.. "Marruu" hariç..

Ori dedi ki...

Demet'i memeti bos ver yaa, oyun nefisti valla:)
Alfred Hitchcock'un filmini bir kaç kez izlemistim o nedenle oyunun akışını bilmeme rağmen hiç sıkılmadım.
Filmde gerilim öğeleri ağırlıkta oyun da ise gerilim ve komedi vardı. Çok da hoş olmuş. "Is that right, sir?"
Özellikle epik tiyatro örneğiydi oyun. Şelale, rüzgarda uçan diken, camdan bakınca görünen sokak lambası ve ajanlar, iç ve dış mekanlar vs vs ve müzik. Ben çok beğendim. İlginçtir sağda solda çok ingiliz vardı onların kahkahalarından oyun arada bir duruyordu:))
40 basamak gelsin ona da gidicem:)
"Is that right, madam?"