.

.

26 Şubat 2008 Salı

kedi, bilir


Kediye ciğer verin, iştahla yemeye başlasın. Iki üç ısırıktan sonra, ciğeri alın önünden ve kaybolun. Önce şaşırır kedi; kaygıyla etrafı araştırır, hoşnutsuz. Derken bir başka nesneye takılır gözü, bir kelebeğe ya da her neyse. Onu izler birkaç saniye; sonra yalanır, çimlere yatıp gerinir veya başka arayışlara girer. Ciğer “geçmişte ve orada” kalmıştır, kedi ise “şimdi-burada”. Kaçıp giden ciğerin anısına takılıp efkarlanmaz. “ciğerim gittiiiii, hayatımın anlamı kalmadıııııı!” diye hüngürdeyip, depresyonlara filan girmez. Ya da ona buna dalaşıp, acısını başka kedilerden çıkarmaz.

Kedi bilir: hayat, “şimdi”dir. Her an yeni imkanlar çıkabilir. Eğer zxihnini geçmişteki kayıplarla meşgul etmez de serbest bırakırsan, oluşacak yeni imkanları görebilirsin.

Kedi, bilgisayardan anlamaz. Ama benden iyi bilir ki, bilgisayarda geçmişin programları çalışmakta ise, “şimdi” çalışması gereken asıl programa yeterli “bellek” kalmaz; bilgisayarın zihni ağırlaşır, sağırlaşır.

Kedi, bilir; hayat, olmuş-bitmiş değil, her an yeniden yeniden “olmakta-oluşmakta”dır. Kaygı ve üzüntü, geçmişe veya geleceğe aittir; oluşan hayat ise sadece “şimdi”ye.

… Kedi hanım, herşeyi ‘uygulamalı eğitim’ ile öğretir yavrularına. Ciğer şimdi-burada gelir, şimdi-burada yenir, şimdi-burada yitirilir. Sonrası”yeni oluşumlar-yeni şimdiler”dir. Hayat sürmekte, “imkan”lar her an yeniden oluşmaktadır. Kedi hanımın yavrular, geçmişe ait kayba-kazanca veya geleceğe ait kaygıya-beklentiye takılıp kalmazlar. “Şimdi”yi izler, ilgi duyarlarsa oluşuma katılır, ilgi duymazlarsa bıyıklarını (antenlerini) temizlerler.


Meraklısına Not: Yukarıdaki alıntı, bir süredir sabahları mavi-turuncu fosforlu kıyafetleri ile, kar demeden kış demeden her sabah vapur iskelelerinde-otobüs duraklarında-metro istasyonlarında elden dağıtılan bedava gazete GASTE’den, Mehmet Akın’ın Ters Düşünceler adlı köşesinden. Açıkçası ilk günlerde, motorda oturduğum yeri ısıtsın diye aldığım bu ne idüğü pek anlaşılamayan gazeteyi karıştırdığım zaman ilginç şeylere rastlamak hoşuma gitti.

10 yorum:

cinar dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş bu Gaste'deki. Önümüze hazır yemek gibi getirdiğin için teşekkürler. Ben görsem bile büyük ihtimalle okumazdım. O yüzden hoş bir tecrübe oldu :)
Şu hiç sevmediğim kediler ne çok şey bilrimiş meğer! :)

degree dedi ki...

Sevgili Gülçin,

Kediler, bu yazdıklarından başka bir çok şey daha bilirler. Ama yine de iyi irdelemişker kedileri.
Bir de kıssadan hisse çıkarmayı da bizlere bırakmış ve hatırlatmışler.
İyi oldu bunları bloguna taşıman.
Ben, cinar'ın aksine, kedileri çok severim. Asil ve başıma buyruk hayvanlardır. Köpekler gibi yalakalık yapmazlar. Onlara yapmak istemedikleri bir şeyi hiç bir şekilde yaptıramazsın.

Bu dünlerde, yazıların seyrekleşti. Özledik.
Sevgiler.

M.Melih Korukçu dedi ki...

:)
teşekkürler!

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Benim de bir yazim vardi "Psikanalizde kedi teoremi" adinda, hatta bir dergide cikmisti, bu yaziya cok benziyor, orada soyle demistim :
Kedi cesurdur; fakat gerekmedikçe cesaretini sergilemeyecek denli onurludur.
Kedi eğlenir; ama kendi istediğinde ve kendi istediği kadar eğlenir.
Kedi karar verendir; hiçbir şey için kendisini zorlamaz.
Kedi kendisini kandırmaz; olanı olduğu biçimde “şimdi” gözüyle görür.
Kinci değildir; ama gerektiğinde tavır koymaktan çekinmez.
Kedinin tercihleri nettir; pazarlık etmez, bırakır, uzaklaşır.
Kedi, yavrusunun haricinde kimseye, kendisi doymadan lokmasını vermez.
Beden diliyle de olsa “Hayır” demesi gereken yerde ve gereken kişiye bu sözcüğü kesinlikle söyler.
Kendi sınırlarını korurken başkalarının sınırlarına saldırmak gereksinimi duymaz.
Ne istediğini de bilir; kafası karışmaz, yalnızca başarılı bir biçimde “şimdi”yi yaşar.
Öteki seçeneklerin hep ayırdındadır ama onları ancak, gereksinim duyduğunda değerlendirir.
Yani psikologların, “Sağlıklı, mutlu, özgüvenli, yeterli bir kişi olmak için” hastalarına verdikleri reçetelerin tümünün özetidir kedi.
İşte bildiğimiz bu kedi, “Psikanalizde kedi teoremi” olabilecek denli güzel bir örnektir kişiler için...
Kulaklarımıza gelen her “miyav” sesinin arkasında gerçekte, mutlu, huzurlu, özgüvenli bir insan yaşamı gizlidir.
Bu giz, kediciğin küçücük patilerinin içinde saklıdır.
Ve o patiler kişinin yüreğinde oluşmaya başladığında, bilin ki ileride daha sağlıklı kuşaklar gelecektir yeryüzüne...

gülçin dedi ki...

sevgili çınar,
ben de tesadüfen gördüm, hoşuma gidince paylaşayım dedim, sen de sağolasın :)

sevgili degree,
bence kediler zuzaylı zaten :) hayatı yalayıp yutmuşlar, şimdi öööle dolaşıyorlar aramızda gibi geliyor bana.

sevgili melih,
sana da teşekkürler :) bu arada, beklemeye devam ediyoruz :)

sevgili gulteinen,
senin okuduğum ilk yazın oydu galiba, çok hoşuma gitmişti. bakınca ne çok şey var etrafta görecek ve öğrenecek değil mi? şükür.

sevgiler.

Abi dedi ki...

ne yazarlar var di mi orada burada yazan ve hiç tanınmayan?
benim kedilerle ilgili sevdiğim bi söz vardır, pek güldüğüm;
"Kediye ciğer severmisin diye sormuşlar, gülmekten "he" diyememiş.."

gülçin dedi ki...

sevgili abi,
var valla, o yüzden hoşuma gidince paylaşayım dedim. bu arada ağzı sulandığından diyememiştir o "he" diye :))

sevgiler

sofi dedi ki...

Gülçincim, bu Gaste işi iyi oldu, bizim eve her gün bırakıyorlar, bende ilk önce neki bu dedim ama hoş, şehirle ilgili birçok haber alabiliyorsun ve geçen gün yine bu kediyle ilgili devamı niteliğinde bir yazı vardı bende çok beğendim.Sevgilerle...

ece arar dedi ki...

kediler, şey kitap şekerim, beni öpmesini nasıl ağlarım sorusu, trabzon, kırmızı balon, oscar yemeği. hepsini okudum valla. hala da gidesim yok... hep yaz

gülçin dedi ki...

sevgili sofi,
evet değişik bir gazete, benim de hoşuma gidiyor.

sevgili ece,
geldiğine çok sevindim, ne zaman istersen uğra :)

sevgiler