.

.

31 Ocak 2008 Perşembe

vladimir bataklıkta


bu yaz Temmuz başı Bodrum’a giderken, geleneksel yol güzergahımı kullandım gene. Yani İzmir’e uğradım, 3 gün kaldım, ardından İzmir’deki arkadaşım Liz’le kalkıp beraber gittik Bodrum’a. İzmir’de kaldığım günler tam tatilin üvertürü gibiydi. Perşembe gecesi İzmir’e vardığımda Liz’le Vladimir beni karşıladılar, beraber yemek yedik. Cuma günü onlar çalıştığı için öğle yemeğinde buluşacaktım onlarla, ben sabah pürneşe kalkıp Liz’in annesiyle kahvaltı yaptım, sonra onun bir misafiri geldi, ben de selam verip odaya geçip giyinmeye başladım. Beni nispeten zayıf gösterdiğini düşündüğüm uzun siyah elbisemi giydim, efil efil bir şey. İzmir’de ve tatilde olmanın hafifliği içinde, kendimi güzel hissederek ahenkli adımlarla salona geçtim, misafir olan hanım bana baktı ve “ben seni tanıdım” dedi. Haydaa. Nereden? 12 yıl önce Liz’in babasının vefatında İzmir’e gelmiş ve onlarla 3-4 gün kalmıştım, ilk kez böyle bir şey yaşıyordum, kendimi genelde mutfakta ya bulaşık yıkarken ya da ikram edilecek yiyecekleri organize ederken hatırlıyorum. Işte o gün gelen misafir hanım Liz’in halasıymış, ki fazla dobra tanınırmış sülalede, ve beni o günlerden anımsamış. “ben seni tanıdım ama ne olmuş sana, ne kadar kilo almışsın, acayip bişey olmuşsun, tanınmaz hale gelmişsin” demez mi. kaşım gözüm tiklendi, kavgada bile söylenmez yahu böyle, “ha-ha-ha” dedim zorlukla, güler gibi de aslında sesim gaklar gibi çıktı tabii, "kaç yıl oldu, gençtim o zaman, çok da zayıf değildim aslında” babında bişeyler geveledim ağzımda, bir yandan da yüzümden bozulduğumu anlamasını umuyorum, hiç saklayamam çünkü bazen. “olsun kızım, ne olmuş böyle, aaaa çok kilo almışsın” derken yeniden, Liz’in annesi Medi teyze çaresizce bakarken, ben “hadi bana iyi günneeeer” diye çıktım evden kaçarcasına, eteklerimi savuraraktan. Alsancak’ta sonunda Vladimir ve Liz’le buluştuğumuzda, pek güldüler bu olaya. Neyse, ertesi gün de emekli olup Foça’ya yerleşen bir arkadaşımıza gitmeye karar verdik. Sabah otomobille yola çıktık, geze geze Foça’ya vardık, Joy ile buluştuk. Ne zamandır görüşmediğimiz için, bir ağızdan konuşup gülüştük. Aramızdaki tek erkek olan Vladimir’in biraz (?) sıkıldığını farkettik ama yapacak bişey yoktu vırvırvrdırdırdır derken Joy bizi önceki gün açılan yeni plaja götürmeyi önerdi. Giderken Vlad “orası eski bataklık değil mi” dedi, Joy “yok yok, balıkçı çekekiydi, şimdi nefis oldu” dedi, böylece yeni plaja gittik. Pek kalabalık değildi, neyse, oturduk güneşte, ısındık biraz, Vladimir dayanamadı gitti denize girdi, biz konuşmaya devam ettik, denizi seyrettik. Derken Vlad, iskelenin oradan el salladı “çok güzel, gelsenize” diye seslendi. Çocuğa çok ayıp oldu, bugünden beri şişti yanımızda sıkıntıdan herhalde, hadi gidelim diye kalktım denize girdim ben de. Uzun bir aradan, kıştan sonra denize bedenin ilk değme anı şahane, su harika, oh tatil filan derken ayağım yerde kaydı, bağırınca ağzıma su doldu, Allahım bir karış yerde nooluyoruz demeye kalmadan bir baktım Vlad gülme krizinde. Evet, orası eski bataklıkmış, yerlerde balçık var, kaygan, tüylü, vıcık, garip soğuk bişey, üstü yosun tutmuş lastiğe basar gibi. Bu sefer Vlad’a döndüm “bu çok iğrenç, niye çağırdın, günün intikamını mı alıyorsun, çok sıkıldın di mi” diyorum, ikimiz birden kahkahalar atıyoruz ayaklarımız balçıkta, kayıyor ve iğreniyoruz, iğrendikçe iiyyk diye bağırıp gülüyoruz. Sonra mı? Neşeyle el sallayıp Liz’i de çağırdık.

Yazıdan çıkarılabilecek sonuçlar:
1.Foça’nın belediye plajı balçıktır. Konuyla ilgili yazılara buradan ve buradan ulaşabilirsiniz. Açılış konuşmasında belediye başkanının “burası eski bataklıktı, şimdi cennet yarattık” lafı da özellikle ilgimi çekti yani. Geçen yaz bu plajda plaj futbolu şampiyonası yapılmış ve Foça etabında Foça Belediyesi şampiyon olmuş ayrıca. Denizde yapamayacakları aşikardı.
2.Ben çok kilo almış olabilirim, tamam, ama öyle dan diye söylemeyin, tikleniyorum.
3.Vlad çok uyumlu bir arkadaştır, iyi ki varsın.
4.Yavrum Liz, seni çok seviyorum.

11 yorum:

Vladimir dedi ki...

Okurken çok güldüm Gülçin. O gün canlandı gözlerimde.

Hala çok alem sahiden. İnanılmaz. Böyle dobralık, Şenay Düdek bile daha az dobra kalır yanında. Hesap sorar gibi konuşması da cabası. Yaşlanınca biz böyle olmayalım.

Sahiden de saf saf orası bataklı değil miydi diye soruyorum. Di li geçmiş zaman değil hala bataklık. Cilalı bataklık. Görüntü kurtarıyor.

:))

cinar dedi ki...

Ay çok şişmansın ay çok zayıfsın gibi dikine lafları hiç sevmiyorum ben de. Yıllarca rüzgarda uçacak vaziyette dolaştım. Herkes başımın etini yerdi. Ben de aynaya bakıyordum elbet, ama kilo alamıyordum. İnsanın zaten bildiği şeyi gözüne sokma düşüncesine sinir oluyorum. Çok zayıf ya da kilolu, önemli olan insanın sağlıklı olması. Kendi için en iyi olanı insan yine kendi bilir sonuçta.

Eski Foça'yı çok beğenmiştik biz. Yaz gelse de yine tatile çıksak.

liz dedi ki...

çok eğlenceli...çok güldüm..
ben de sizi çok seviyorum..

egemavisi dedi ki...

Amanin ne eğlenceli bir yazı olmuş. Hakikaten hiç Foça'ya gitmedim. Gitmesem mi acaba?
Vladimir de iyi oyun oynamış size. :))

Sem dedi ki...

Gülçin’ciğim, bataklık hikayesini bilmeme rağmen, gülerek okumaktan kendimi alamadım. Sen de olmayan detayları da Vladimir’den tamamladım. Aynı olayı değişik bloglardan okumak güzel oluyormuş meğer:)) Bu tür çalışmaların devamını bekliyorum desem:) Sevgiler

gülçin dedi ki...

sevgili vlad,
bunca şeye rağmen hala gülebiliyorsak demek ki eğlenmişiz aslında :))

sevgili çınar,
eski foça kasabası çok güzeldir gerçekten, soğuklardan mıdır nedir hep yazlık yerleri düşünüyorum.

sevgili liz,
ne güzel, eğlendiğine sevindim :)

sevgili egemavisi,
aaa niye gitmedin ki? hem yakındır hem güzeldir. sen benim anlattığıma bakma, belediye plajına gitmeyiverirsin, sahil mi yok, güzel koylar var orada, enteresan bir mavidir denizi hem. kayalarında denizkızları (sirenler) şarkı söyler, foklar gezer hoplayarak, benim yüzümden kaçırırsan üzülürüm bak.

sevgili sem,
demek stereo anlatım hoşuna gitti :)) gitmez mi, herkes başka bişey görmüş gibi değil mi:)) seninle de deneyebiliriz bunu, ne dersin?

sevgiler

egemavisi dedi ki...

Üzülmeyin. Bir yolunu bulup gideceğim. Yani planlar bu yönde. :)

Ülker Yıldırımcan dedi ki...

http://www.dogadanegitim.com/content/view/6/1/

Gülçin çok ilginç bir eğitim, sen buna katılırsın, sonra da bize hikayesini yazarsın diye düşündüm :)

Abi dedi ki...

Ben de çok severim Foça'yı ama, nerenin daha önce bataklık olduğunu tam anlayamadım..
Eskiden "Büyük Deniz" denen yermi şimdi Belediye plajı oldu?
Linklere de baktım ama tam çözemedim..
Neyse, zaten ben Foça'ya denize girmek için gitmiom walla..
Sahilde güzel yerler var, balık malık yenen..
Kedileri var sahilde dolaşan..
Birde arka sokaklarda evlerinin önünde kendi yaptığı süpürgeleri satan yaşlı ihtiyarı..
Hep uyuyor..:)

Ori dedi ki...

Ne hoş bir yazı daha:) Hem çıkarımlarda vermişsin:)Bende ekliyeyim;
Yıllar önce kardeşimle gittiğim Foça yeniden keşfedilecek.
Bodrum da tatil üvertürlü olur.
Bazı bataklıklar nefistir:))

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

Focaya cocukken gitmistim, suyu cok soguktur diye hatirliyorum.
Aama yazinda beni kopartan kilo almissin bolumu oldu sonra da senin GAK laman..gecende benim de basima geldi benzer birsey, Lubnanli bir bayan var sirkette, ben kahve almaya giderken "gunden gune daha da beden atliyorsun" demez mi!! sabahin koru daha kahvemi icmemisin soole bi ucan tekme geldi icimden ama..
galiba bakislarimdan anlamistir:)))