.

.

7 Aralık 2007 Cuma

see you in another life, brother *


geçenlerde yaşayan en seksi erkek seçilen matt damon'la ilgili yazmıştım ya, o günlerde neolitik hanım da colin firth ile ilgili bir yazı yazmıştı. işte orada yorumlarda konuşurken baktık ki bizim adaylarımız yok ortada, neden onlardan bahsetmiyoruz, her ay birimiz birini yazalım dedik. ben henry ian cusick için gönüllü oldum. işte size az yukarıda güzel güzel gülümsüyor (şimdi bu adam neden aday sayılmaz yani, bir bakın şuna yahu)

Ian, 17 Nisan 1967 tarihinde Peru'da Trujillo'da, Peru'lu bir anne ile İskoç bir babanın çocuğu olarak dünyaya geliyor. çocukluğu Trinidad ve Tobago'da geçiyor, 15 yaşında İskoçya'ya gidiyor (o güzelim İskoç aksanı demek burada edinmiş). Sonra İskoç Kraliyet Müzik ve Drama Okulu'ndan 6 ay sonra devam sorunları nedeniyle ayrılmak zorunda kalınca, Glasgow Citizens Tiyatro grubuna katılıyor ve bir süre orada bir çok oyunda görev alıyor. dünyayı sallayan ve benim de şahsen bizzat bir tiryakisi olduğum Lost dizisine katılmadan önce, Britanya'nın en çok iş yapan aktörlerinden biriymiş; The Royal Shakespeare Company, The Royal National Theatre, 7:84 Theatre Co., Citizens Theatre, The Theatre Babel'de oynamaktaymış. Lost seçmelerine kendisini bir DVD'ye kaydedip Los Angeles'e göndermesiyle katılmış. 14 yıldır birlikte yaşadıkları Annie ile 2006 yılında resmi olarak evlenmiş ve 3 oğulları ile beraber Hawaii'de yaşıyorlarmış. Arada, 24 dizisinin 5. sezonunun 2 bölümünde de oynamış. The Gospel of John filminde İsa'yı canlandıran aktör, Demi Moore ile geçen sezon sinemalarda oynayan Half Light (Alacakaranlık) filminde de rol almış. 2007 yılında rol aldığı başka bir film ise Hitman.



Lost dizisinde canlandırdığı karakter Desmond Hume, diziye 2. sezonda katıldı. dizideki diğer kazazedelerden farklı olarak 815 sefer sayılı uçağın yolcusu değil. uçak kazası olduğunda adada 3 yıldır bulunmakta olan Desmond, teknesiyle kaza geçirerek adaya gelmiştir. bölümler ilerledikçe biz de Desmond'un adaya gelmeden önceki hayatı hakkında bilgi sahibi oluruz. en dokunaklı sahnesi herhalde çok sevdiği Penelope'nin zengin babasının yanına gidip kızıyla evlenmek istediğini söyleme bölümüdür. burada Penelope'nin babasının (eski Türk filmlerindeki taş kalpli ve küstah zengin baba benzeri bir tip) onu yavaş yavaş ezişini içimiz parçalanarak görürüz. derken baba koltuğundan kalkar, güya sıradan bir sohbet sürdürür havada, iki bardak alır ve odasındaki barın yanına gider. Desmond'a sormadan bardaki MacCutcheon marka viskisinden bir bardağa doldurur, sonra da Desmond'a bu viskinin bir bardağının onun bir aylık maaşından daha pahalı olduğunu, bu içkiyi içmeye layık olmayan birinin kızıyla evlenmeye nasıl layık olabileceğini sorar. Desmond, usulca kalkar ve odayı terkeder, o gün için özenerek taktığı kravatını çekiştirerek çıkartır ve yere atar. çıkışta buluştuklarında Penelope onu çok sevdiğini söyler ve evlenmelerini ister; Desmond reddeder ve Penelope'yi ağlayarak bırakır, kendi yüreği de paramparça, çekip gider (o gece barda bir şişe MacCutcheon'u da içer, helal olsun diyoruz).



Desmond, dizinin ilerleyen bölümlerinde de ne zaman ölümle karşı karşıya gelse hep Penelope'yi anmaya devam eder. bu arada bir patlama sonrası Desmond'un geleceği görme yeteneği kazandığına şahit oluruz. olacakları küçük flaşlar halinde hatırlamaktadır, bu özelliğiyle ne zaman görsem Hobbit'leri hatırladığım Charlie'yi iki kez ölümden kurtarır.



Desmond'un dizide en çok kullandığı söz "brother" (kardeş)dir. bunu öyle güzel bir İskoç aksanı ile söyler ki, "bradah" derken içiniz erir. yani benim eriyor. ekşi'de de birisi Feridun Düzağaç'ın yıllar önce Peru'da kaybolmuş kardeşi olduğu söylemiş onun, çok güldüm.


İşte böyle Henry Ian Cusick, Şubat gelse de Lost başlasa diye tırım tırım beklemelerimin bir nedeni. Lost dizisinin 2010 yılında biteceğini öğrendiğimden beri, uzun vadeli bütün planlarımı buna göre değerlendiriyorum. misal Üsküdar'da yıllardır devam eden tüpgeçit projesi de Lost'un biteceği sene bitecekmiş diyorlar. ben hala emekli olmamış olacağım filan. neyse, sağlıkla o günleri görelim hep beraber.

bu arada hanımlar, bu seriye devam edelim diyorum huuuu. yok mu bir johnny deep yazacak gönüllü ?

* başka bir hayatta görüşürüz, bradah.

Meraklısına not: Henry Ian Cusick'in imdb sayfası burada, Lostpedia sayfası burada. ayrıca MacCutcheon diye bir viski markası yok, Lost'cuların bir uydurması.

11 yorum:

A. Banu Cansever Schmid dedi ki...

vucudu cok hosmus ;))) gozlerinin ifadesi de cok hos, erkeksi yanisira, feminen tarafi da var ;) hmmmm tam disime gore heheheheheh xxx

ulku dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, ne güzel bir seri bu; hele Colin Firth ve Johnny Depp'i duyunca daha çok sevdim bu işi. Ben bile katılabilirim haberin olsun:))

Ian'ın hikayesi de ilginçmiş, Peru'da başlayıp Lost'ta devam eden bir hayat. Şubat'a şurda ne kaldı, bayramdı, yılbaşıydı çabuk geçer yaaa:))

rehâvi dedi ki...

bizim başımız kel mi?(tamam üstlerden biraz dökülmüş olabilir)
haydi erkekler biz de hatunları yazalım... abim, panik yok. ok. scarlett sana rezerve. madem gönüllü yok zeta'yı da ben yazayım bari :P

gülçin dedi ki...

sevgili banu,
alemsin yahu :)

sevgili sem,
ne demek ben bile katılabilirim? tabii ki katılabilirsin :)

sevgili rehavi,
hoşgeldin :) aman efendim size kel demek isteyen kim :)) zeta iyi fikir, yaz da okuyalım.

sevgiler

endiseliperi dedi ki...

ben de seviyorum bu tip adamları. bu tip dediysem, evet, feridun düzağaç ve mesela betty blue'da oynayan jean-hugues anglade, sonra nikita filminde, nikita'nın sevgilisini oynayan o adam... çok şeker, çok sevgili, çok hoşlardır ama ne bileyim, görünce de kalbim çarpmaz. yani baktığı zaman, elini kolunu nereye koyacağını şaşırıp, saçma saçma konuşur musun? hayır. elinden tuttuğun gibi dışarı sürükleyip hadi koşalım, yok mısır patlatalım filan dersin. ben çok severim bu arkadaş sevgilileri. ama dediğim gibi beni heyecanlandırıp hayatımı mahvedecek kararlar almamı sağlayacak kadar da değil. bu tür adamlarla russell crowe arasında duran mark ruffalo var mesela yeni bir tür adam olarak ya da benico del toro. bu tip 2. adammış gibi duran 1. adamlar da hoş.

hayır, burada başka bir kulvar açmaya çalışıyorum, sizin için.

:) sevgiler.

Espresso dedi ki...

Gülçin ne güzel bi fikir bu yaw:)) Bir türlü uymamıştır zaten bana o ilk 10’lar nedense?! Desmond, kesinlikle müthiş seçim.. kutlarım bradah..:) Hakkaten iç eritiyor.. ve de bakışları, gerçekten ne sevecen ve sıcacık. Sondan bir önceki foto da, pek bi güzelmiş yahu.. Yaaa Huuuuu.. Aman Allahımmm.. OmayGaa…!!!
Yok.. “meraklısına” bölümüne tıklamaya gücüm yok..:))))
Bir başka hayatta, senle dost olamayabiliriz:::)))))

rehâvi dedi ki...

şimdi içerden arkadaşlar uyardı. zeta'yı return yazacakmış. bana da şahika koçarslanlı kaldı yazacak.
:P

TalismanDiyette dedi ki...

Gülçinim,
Çok hoş bir fikir sana destek vereceğimden emin olabilirsin ama hoş tesadüf hemen aklıma Jean Hughes Anglade geldi, onu yazayım diycektim sana sonra yorumları okuyunca Endişeli Peri nin de onu düşündüğünü gördüm, hoşuma gitti. Sanırım senin Desmeond da bizim Jean Hughes ü hatırlatan birşey var. Bu arada sevgili Peri, Nikita nın sevgilisi de o zaten, aynı kişi.. Sonra aklıma Fele Martinez geldi, onu da yazabilirim. Gönüllü yoksa Johnny Depp i de alabilirm.. Oh, hepsini istiyorum bebek :)) Yani yazmak istiyorum.. ;)
Sevgiler.

Vladimir dedi ki...

Sevgili Gülçin; cumartesi günü yazını okuduktan sonra Amazon UK'dan bir şeyler sipariş ediyordum aklıma geldin, "lost" taki karakterleri oyuncak haline getirmiş satıyorlar, shannon, kate, sun, hurley, jack, locke bilimum karakter var ama malesef :( desmond yok.. sürpriz olarak yollamak isterdim ama malesef...

Abi dedi ki...

benim de Lost'ta, en sevdiğim tipti, bu vatandaş.. yine de charlie'yi kurtaramayışına kızmışımdır..