.

.

14 Kasım 2008 Cuma

şu bu..

Foto: Kemal Vural

-ingilizlerdi galiba, aksilikler üçlemeden bitmez diyen. üçlediler şükür. önce dünden başlayalım. iş çıkışı bir heyecan metroya binip cevahir'e gittim. cevahir dünyanın en büyük alışveriş merkezlerinden biri(öyle diyorlar) ve her zaman cavıl cuvul, bana sorarsanız en büyük değil de en hantal merkezi, hafif ucube bile denebilir, her şey var maşallah, bi beaver yok. nerede ayol, bakmadığım yer kalmadı, beaver gitmiş arkadaş, her yeri de sabunla mı yıkamışlar nedir, içim acıdı, alt dudağım sarktı (meğerse 4 kasım'da gelmiş, 8 kasıma kadar çizim yapmış ve çizerken izlenebiliyormuş, seneye bu zamanlara kısmetse artık, neredeyse gitmeyen ne olsun).. bu moralle katlardan katlara geçerken ayakkabı katında bir ayakkabı beğendim, onun da numarası yok. bi tek o dükkanda değil Türkiye'de yok (bu lafa bayılıyorum şimdi, hemen bilgisayara gidip bakıyorlar ve böyle diyorlar insana, "hamfendi valla Türkiye'de stoğu yok"-napcaz yani, nerde var, hangi ülkede?) etti mi iki. ben ders almam ki, bunun üzerine bu akşam da "Issız Adam" filmine gitmek üzere bir acele bir telaş karşı yakaya geçtim, önce trafikten 19.00 ve 19.15 seanslarını kaçırdık farklı sinemalarda. bari 21.15'e girelim dedik, onlar da dolu. hem de Palladium'da, yeni açılan ve "ıssız adam" filminin çağrıştırdığı ıssızlığa sahip çarşıda. etti üç. oh, rahatladım. bu sefer üstüne gidip Köfteci Ramiz/kuruluş 1928 Akhisar'da (valla logosu böyle) köfte yedik. öyle lezzetliydi ki.. o kadar İnegöl, Tire, Akçaabat, tükürük, Sultanahmet köfteleri yedim; bunun da yeri ayrı yahu. --Tire köfteleri de ne güzeldi değil mi sevgili Liz? 4 saatlik İzmir-Akyaka yolunu 8 saatte aldığımız o unutulmaz yolculukta bir saat kalmıştık lokantada -kalan zamanı da outletlere girip çıkarak harcamıştık efendim, hepsini girip denetledik adeta-) Bir de adamların tabelasına bakıp "sütçü Ramiz köfteci mi olmuş yani" diyordum, geri alıyorum. köfte sevenler, bir de burayı deneyin.
-Livaneli'nin son kitabını bitirdim, "Son Ada". ülkece yaşadığımız durumları alegorik olarak anlatan, kolay okunan, düşündüren, ilginç bir anlatı. değişik bir şey okumak isteyenlere gönül rahatlığı ile önerebilirim. kitapla ilgili Remzi Kitabevi Kitap gazetesinde yayınlanan bir yazı burada, Radikal kitaptan bir yazı da burada.
-EFT (emotional freedom techniques-duygusal özgürleşme teknikleri) eğitimi, hayatımda katıldığım en iyi eğitimlerden biriydi. hani açılayım açılayım diyordum ya, tam da öyleydi işte. keşke okullarda okutulsa. sonra bir ara uzun uzun anlatırım, ama merak eden varsa lütfen buraya ve tekniğin kurucusu Gary Craig'in sayfası için de buraya. geçen haftadan beri konuyla ilgili okumalar yapıyorum, dileyenle paylaşabilirim.
-yukarıdaki fotograf acı seven biri olarak çok hoşuma gitti. cennet gibi ayol :) hayatımda o kadar kırmızı biberi bir arada görmedim.

10 yorum:

elektra dedi ki...

günaydın gülçin:)
fotoğrafa bayıldım ve gülcan arpacıoğlu'nun sayfasını buldum sayende. bu sabah güzel bir başlangıç yaptım yani güne:) güzellikler de üçlenir mi?:)

cinar dedi ki...

Hmm Beaver'ı çizim yaparken izlemek ilginç ve hoş olabilir. seneye kadar bekleyeceğiz artık ne yapalım? :)
EFT ile ilgili yazılara öğleden sonra bakacağım. paylaşım için teşekkürler.
sevgiler.

gülçin dedi ki...

günaydın !!

sevgili elektra, güzelliklerin sadece üçlenmesi değil üçyüzotuzüç'lenmesi dileklerimle :)

sevgili çınar, evet ya, seneye kaldı artık beaver.

sevgiler.

serpil dedi ki...

Beaver'ı kaçırdığıma üzüldüm, ben resimler duruyor sanmıştım,kapalı yerde niye silindi acaba,adam normalde kaldırımlara resim yapıyor onları yağmur vs siliyormuş.Neyse Aralık'ta Koç müzesinde minyatür odalar sergisi açılacakmış ben onu beklemeye başlayayım bari.
Sevgilerimle ...

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim öyle görünüyor ki Köfteci Ramiz günü kurtarmış:)) Ben de Beaver'a senle gelemediğim için üzülmüştüm, yazıyı okuyunca sana da üzüldüm. Eğer Kasım başı geldiyse, yaptıklarını silmek için neden bu kadar acele etmişler anlıyamadım!

Son Ada'yı okuyorum, akşam eve giderken bitebilir; bitmesin diye yavaş okumama rağmen. Çaylak yazarın yalın anlatımı hiç de fena değil:))

EFT ile ilgili ayrıntılı yazını bekliyorum.

Sevgiler

Abi dedi ki...

Gülçin'in objektifinden Beaver'ı kaçırdık yani desene..
evet, seneye..
sevgiyle..

ulku dedi ki...

Sevgili Gülçin,
EFT ile ilgili neler öğrendin? Ben de bunu merak edenlerdenim. Yazdığın web sitelerine baktım. Özellikle Gary Craig'in sitesini uzun uzun okuyup notlar alayım diyorum.
Sevgiler sana.
Beaver'ı kaçırdığına ben de üzüldüm. Çekeceğin fotoğrafları merakla bekliyordum. Hangi güne kadar sürecek önceden belirtilmez mi? Bizde sanat böyle işte.
By by.

BULENT dedi ki...

Köfteci Ramiz'i yeni keşfedenleri görmek beni çok sevindiriyor. Sanırım şu Elveda Rumeli dizisi markayı olumsuz etkiliyor.

Öykücü dedi ki...

Yarın akşam köfte yapayım ben de bari.Ramiz kadar güzel yapamam ama:P

Resimdeki biberler muhtelşem ama çocukların üstü başı çok pis.Annelerini kınıyorum:))) Biz de sokaktan gelmezdik ama üstümüz başımız bu kadar pis olmazdı:))

Sevgiler...

Öykücü dedi ki...

Seni sobeledim Gülçin.Çantanın içini o kadar merak ediyorum ki gözünden kaçar belki diye geldim buraya da yazdım.Bir kaç güne kadar cevap alamazsam mail falan da atabilirim:)))

Sevgiler:)))