.

.

5 Mart 2008 Çarşamba

doğru soruları sormak


Koçlukla ilgili katıldığım seminerde, en ilgimi çeken şeylerden biri de doğru soruları sormanın önemi idi. Soru sormak öyle kolay bişey değil ha, aklınızda olsun. Neden mi? Çünkü, temelde iki tip soru vardır:

-Sizi sorununuzla başbaşa bırakanlar,

-Sizi içgüdülerinizle iletişime geçiren, düşünme tarzınızı değiştiren ve ilerlemenizi sağlayanlar.


Ve flaş haber; biz, genellikle ilk tipi kullanıyoruz, ikincisini değil.

Şimdi size bu konuda çok kısa örnekler vereceğim. Örnekleri çoğaltmak mümkün elbette, ben bu örnekleri Nina Grunfeld'in "Benim Büyük Kitabım:Kendinin Yaşam Koçu Ol" adlı kitaptan aldım.


1.Tip sorular yerine 2.Tip sorular sormak:

"Neden üzgünüm?" yerine "Beni ne daha mutlu eder?" sorusunu deneyin.

"Bu sorunu neden çözemiyorum? " yerine "Bu sorunu nasıl çözebilirim?" diye düşünün.

"Beni neden öpmedi?" diye hayıflanmayın, "Beni öpmesini nasıl sağlayabilirim?" diye düşünün ve hayal gücünüzü zorlayın -bana dua edin sonradan hahaha- :)

"Neden terfi alamadım?" diye kahrolmayın, "Terfi almak için ne yapmalıyım?" diye düşünün.

"Ne yapmalıyım?" diye sıkılmayın, "Ne istiyorum?" diye düşünün.

Sizler okurken, ikinci tip sorulardaki yapıcılığı ve motive ediciliği farkettiniz mi? Hadi, üzülmeyin, sorularınızı değiştirin, bir de böyle bakalım :) Bana kendi hayatınızdan örnekler yazar mısınız böyle değiştirdiğiniz sorular varsa?

9 yorum:

TalismanDiyette dedi ki...

"Neden açım?" değil "Ne yiyebilirim?"
:))
Bu oldu mu Gülçinim, doğum günümde ilk arayanım?
Öperimm..

Ori dedi ki...

Hiç te o tanıttığın kitabı falan alamam Gülçin. Senin gibi bir koçumuz varken başka koç falan da istemem:)
Bu yazından öğrendiğime göre "Neden" kelimesini kullamıyorum artık:)
örnekler için düsündüm de hakikaten bu kelimeyi kullanmıyorum galiba!
Sabah trafiğine neden böyle diye söylenip canımı sıkmaktansa, "en güzel nasıl olur" der erkenden yola düşerim. Evde çay yada kahvaltı ile oyalanmatan daha iyisi iş yerimde oyalanmakmış, diyorum:)
Kalabalık alış veriş yerlerine girmemek de çok iyi geliyor bana. Birde günümü programa bağlamayı sevmediğimi biliyorum.
Sevgiler...

Abi dedi ki...

"Ben hıyar mıyım?" yerine "Diğerleri hıyar mı?" diye düşünmek beni pek mutlu eder mesela..

Cheetos dedi ki...

Sevgili Gülçin,
çok doğru bir noktaya parmak basmışsın: Biz genel olarak nasıl'a değil neden'e odaklıyızdır; o yüzden de "neden, neden" deyip debelenip dururuz. Çözüm odaklı olmak ise hem bu debelenme durumundan bizi kurtarır, hem de gelecek için yeni bakış açısı getirir diye düşünüyorum..

Ben ne yapıyorum örneğim ise şu: Bir muhasebeci olarak yapılan hatalara "kim yapmış, neden yapmış" yerine "bunu nasıl düzeltiriz" diye yaklaşıyorum ve çözümlendikten sonra da aynı tür bir hatanın tekrar olmaması için ne yapabiliriz ona bakıyorum. Böylece yumuşak bir şekilde çözüme gitmiş oluyoruz.:)

Sevgimle..
Çiğdem Atabey

degree dedi ki...

Sevgili Gülçin,

Bu yazını okuyunca nasıl sevindim bilemezsin....Demek ki ben farkında olmadan hep doğru yapıyormuşum. Bir şey ters giderse, niçin ters gittiğini hemen bir tarafa bırakp, onu nasıl düzeltirim diye düşünürüm ve çeşitli, çözümler üretip, içinden en doğru olanını seçmeye çalışırım. Ama bu huyum ben kendimi bildim bileli bende vardır. Demek ki ben de o senin gittiğin kursa gitmiş olsaydım bu huyumu biraz daha geliştirecek ve daha uygun hallere gatirebilecektim. Neyse, artık sen bana biraz ders veririsin değil mi :)))

Yazdıkların aslında herkesin uygulaması gereken şeyler, ve uygulandığı zaman heralde insan daha mutlu olur ve olaylara daha kolay adapte olur. O kursa iyi ki gitmişsin, sevgiler.

cinar dedi ki...

Tam da şu "çok sıkıntılı olduğum an" üzerine müthiş bir yazı olmuş bu. Abinin dediğine de çok katılıyorum :)

Ben seni okumayı gerçekten çok seviyorum :)

gülçin dedi ki...

sevgili talismanım, dört yılda bir doğum günü kutlayanım, bu yüzden tabii ki unutulmayacak olanım, hatta dört yıl sonra gene ilk ben arayayım istediğim,

"neden açım" yerine "ne yiyebilirim" sana daha çok ufuk açmıyor mu yani :)) ya da "beni ne daha tok hissettirebilir?".

sevgili ori,
herkes kendine göre bir yük hafifletme yöntemi buluyor, değil mi?

sevgili abi,
senin soru da pek güzel olmuş :)

sevgili çiğdem cheetos,
insanın etrafında bu kadar yapıcı ve olumlu insanlar olması ne rahatlatıcı bir şey değil mi?

sevgili degree,
ben de herkesin her zaman kullanabileceği bir bilgi olduğunu düşündüğüm için paylaşmak istedim. en azından zaman zaman, bir soruna saplanıp kalındığında faydalı olacaktır. teşekkür ederim :)

sevgili çınar,
çok teşekkürler :))

sevgiler.

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, biliyorsun pasaportumu kaybettim, 'Neden kaybettim?' demiyorum, 'Nerelerden çıkabilir?' diye sorup duruyorum kendime. Daha bulamadım ama hala umutluyum. Sevgiler

gülçin dedi ki...

sevgili sem,
işe yaradığına sevindim :)) bir dahaki sefere ilk olarak yatağın altına bak. hem başucuna, hem ayakucuna :))

sevgiler