.

.

2 Ocak 2008 Çarşamba

Dealers' Calendar'dan kantoya


Her yıl İtalyan bankası Banca UBAE, dünyadaki hemen hemen tüm bankalara özel bir takvim yollar. Bu takvime Dealers’ Calendar denir ve her ülkenin o yıl içindeki resmi/özel tatil günleri, dolayısıyla da çalışmadıkları günler işaretlenmiştir. Ben dış işler bölümünde çalıştığım için, elimiz ayağımızdır bu takvim. Böylece hiç görmediğimiz egzotik isimli ülkelerin hangi gün neyi kutladığını biliriz. Misal Hollanda’da ve Japonya’da benim doğduğum gün tatildir, sağolsunlar.

Neyse, bu sabah, yeni yılın ilk iş günü, aklıma geldi, bu yılki takvimler henüz elimize ulaşmadı. İş arkadaşıma sordum: “nerede bizim diiiilırs kalendarlar” diye (böyle de bir lisanımız var bizim işte kendi aramızda), kendi dediğime kendim güldüm, o “aaa gelmedi sahi” derken ben çoktan “ben kalender meşrebim/güzel çirkin aramam” diye mırıldanmaya başlamıştım bile. Eskiden ne güzel ramazan günlerinde Nurhan Damcıoğlu çıkar, rengarenk, püsküllü elbiseleriyle kanto yapardı. Ben onu hep pürdikkat izler, ondan sonra bu mesleğin öleceğini düşünür üzüm üzüm üzülürdüm. Bir ara ondan el alıp bu mesleği yapabileceğimi bile düşündüm, itiraf ediyorum. Önce stand-up tadında bir sohbet yapardım, sonra çıkar kanto söyler dansederdim püsküllerimi hoplatarak “yangın var yangın var ben yanıyorum/yetişin a dostlar tutuşuyorum ayyy” diyerek. Tek kişilik dev kadro. Ay pardon, bu ünvan cüssesi nedeniyle Ata Demirer’deydi di mi. Hay Allah.


Meraklısına Not: “Hakikaten ha, bir Nurhan Damcıoğlu vardı, nasıl da kanto yapardı” diyenler için burada bir videosu var. Avrupa Yakası’nın bir bölümünde Burhan Altıntop’la Makbule’nin nasıl kanto yaptığını görmek isteyenler ise buraya tıklayabilir. Bunlara ilaveten kantonun kültürümüzdeki yeri ile ilgili kısa bir makale okumak isteyen olursa da buraya bakabilir.

Hatta operet, tango, fokstrot gibi şarkıları, dönemin taş plaklarından dinler hissi veren, Sema'nın Efsane Hanımlar cdsini de tavsiye ederim.

4 yorum:

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, Hollanda ve Japonları iyi ayarlamışsın doğrusu, tebrik ederim:)) Evet ya ben de izlerdim Damcıoğlu'nu enerjisine hayran kalarak. Sanki bugün çıksa bugün de aynı enerjiyle söyler gibi geliyor; senin yazma enerjin gibi:)) Hep yaz emi:)

Sevgiler

EKMEKCİKIZ dedi ki...

Yanlış hatırlamıyorsam,
geçen sene bir reklam filminde oynamıştı, Nurhan Damcıoğlu.
Enerjisi yerindeydi. O şen haliyle daha çok kanto söyler, neşe verir.

İyi seneler, Gülçin!
:)

egemavisi dedi ki...

Evet evet, ben de hatırlıyorum Nurhan Damcıoğlu'nu. Keşke yine sahnelere çıksa.

Vladimir dedi ki...

2007 Eylül'ünde Nurhan Damcıoğlu müzemizden geçti, adetim olduğu üzere çam devirecektim ki toparladım. "Çocukluğumuzda hep sizin" diye başladığım lafı çevirmek çam devirmek değil de nedir ama, niyet önemli tabii. Fırtına gibi girdi, biraz kaldı ve çıktı. Anladığım kadarı ile hayatı sahne olarak gören kadınlardan, antresini kesinlikle prove etmiştir evde. Ayna karşısında. Tabii sahneden çıkış da önemli,seyirciye alkış tutacak kadar zaman da tanıyor...

Ya ben şu şarkıya taktım kafayı... http://www.zeynepcasalini.com.tr/
linke ulaşınca şarkı başlıyor hemen. Senin mesajın ve bu şarkı birleşti dün kafamda.

Dinlemek lazım... Murathan Mungan'ın sözleri yanılmıyorsam.