.

.

23 Aralık 2007 Pazar

Bayramda Ankara




Yahya Kemal'e sormuşlar: "Üstad, Ankara'nın nesi güzeldir?" diye, o da iç geçirerek "İstanbul'a dönüşüdür azizim" demiş, rivayet edilir ki. ben de size Ankara'nın İstanbul'a dönüşlerinden getirdim bir tane :) neyse, bayram bayram dedik o da geçti netekim. Ankara'da bayram günleri akraba ziyaretleri ve Türk usulü bol bol yemek içmekle geçti. bayramın ilk sabahı depremle sallandık, gündem biraz değişti, sonra kuzen ziyaret planları aynen uygulandı. Ankara'nın dağı taşı site, inşaat, alışveriş merkezi olmuş benim gördüğüm. eskiden bildiğim hiç bir yere gidemedim, soğuktan gitmeye cesaret de edemedim. bayramın ikinci sabahı benim Emek'te bir kuaför arayışım var, evlere şenlik. bakkallar bile kapalı, sokaklarda kimse yok, araba bile geçmiyor, boş caddelerde bir tek benim ayak seslerim.. korku filmi gibi. arada bir kuş havalanıyor, pırrrr... onun sesi yankılanıyor, bir benim telaşla arkama bakarak kaçmalarım eksik yani. gene metanetle dayandım, iki caddeyi boydan boya yürüyüp artık soğuktan burnum ve kulaklarım düşecek derken, yanlışlıkla olsa gerek, dükkanını açmış bir kuaför buldum. o da ikinci katta. camdan bakıyordu adamcağız. ben de ona işaret ettim "ne alemdesin? gerçekten açık mısın? gelsem alır mısın?" babında. o da bana "gel gel kadersiz kadın yollarda ne hale gelmişsin gel saçını yapayım" dercesine elini salladı. kuaförün olduğu apartman girişinde yukarıdaki resmini çektiğim ağaç vardı. bir şaşırdım, çıkardım makinayı resmini çektim. sonra nereye baktıysam Emek'te, her apartmanın bahçesinde bunlar, allah allah, hep var mıydılar yoksa benim şerefime mi Ankara'yı bu ağaççıklarla donattılar bilemedim. bu arada bu bitkinin adı smilax excelsea (hemen size uydurukça tercüme edeyim, muhteşem gülümseyiş hehehe), "Anadolu Saparnası" da deniyormuş. işte kokina dallarının ucuna takılan kırmızı topçuklar bu bitkinin meyvaları. kuzen ev ziyaretleri arasında yeni açılan Panora alışveriş merkezine de gittik, henüz tüm dükkanlar ve Ankara'da merakla beklenen balık akvaryumları açılmamıştı. bayram nedeniyle pek kalabalık sayılmazdı. tam karşısındaki kumdan yapılmış kaleye benzeyen sarı taş binanın ne olduğunu epey bir merak ettik, oradaki görevliye sordum sonunda, Kazakistan Büyükelçiliği imiş, binbir gece masallarında anlatılan binalara benziyordu, enteresan.
Ankara'dan dönerken bugün, mola yerinde yaşlı bir amca yılbaşı piyango biletleri satıyordu ayaklarını sürüyerek. aldım bir çeyrek bilet. o da Bahçekapı biletiymiş, güldüm kendi kendime, İstanbul'da alma, şans diye yoldan al, o da İstanbul bileti olsun. son rakamı 2. her yılbaşı çekilişinden önce olduğu gibi, "büyük ikramiye şu kadarmış", "peeeh ne para yahu", "insan çıldırır o kadar parayla", "yok canım hiç de çıldırmam bi güzel yerim doğrusu" konulu sohbetlerden epey yaptıydık akraba arasında. hadi bakalım.
sonuçta, bir bayram daha geçti, yarın iş var. üstelik güdük değil tam bir hafta. hem de yılbaşından önceki son hafta. bu haftaların acayip bir dinamiği vardır. herkese kolaylıklar diliyorum, sevgiler.
Rehavi'ye not: gördüm mimini, en yakın zamanda yazacağımdır.

9 yorum:

degree dedi ki...

Tamam işte....

Bu kız İstanbul'a döndü ya, yarın iş var filan demeden bu akşamdan Ankara ile ilgili birşeyler yazmıştır diye düşündüm. Yanılmamışım.
Ağaçlar ve kokinalar gerçekten çok güzel.
Yılın son haftasında sana ve herkese başarılar.

Sem dedi ki...

Gülçin'ciğim, özlemiştik, hoşgeldin. Muhteşem Gülümseyiş adı çok yakışmış bu arada:))

Sevgiler

Vladimir dedi ki...

Yazını akşam okuyamadım ama beni akşam akşam gülmekten helak oldurttmuşken sabah sabah yazını okudum."gel gel kadersiz kadın yollarda ne hale gelmişsin gel saçını yapayım" cümlesiyle de yarılmam tamamına erdi. Artık bugün hayretmem, bugün benim için vara yoğa espri yapma günü oldu kaçınılmaz olarak. Sayende :)))

elizabeth dedi ki...

her yerlere gider gezer gelirsin...
bi buralara gelmezsin...

Everfever dedi ki...

Konuyla alakasız (ama tamamen alakasız): Hoşbuldum efendim. Teşekkür ederim.

hep dedi ki...

Hoşgelmişsin Sevgili Gülçin,
lakin İstanbul'a dönen herkes gibi niye benim güzel Ankarama sataşıyosun ya.Bilki Ankaralılar da İstanbul'dan dönüşlerinde ohh'luyolar,hengameden kurtulduk diye:) Bayram günü nöbetçi kuaför bile bulmuşsun,kokinalar da cabası,daha ne istiyorsun kış-bayram günü koca bozkırdan.

Sana bir önerim var ama tutarsa ikramiyeye ortağız ona göre;piyango biletini Bankanın ana kasasına,paraların yanına bırak çekilişe kadar,para parayı çeker belki hani:)
Sevgiler

Yasemin dedi ki...

Merhaba,

ben de geldim, sevgiler.

gülçin dedi ki...

sevgili degree,
insanın kanına blogculuk bulaşınca iş güç yorgunluk filan kalmıyor :)) teşekkürler.

sevgili sem,
muhteşem gülümseyiş bence de güzel uydu :)siz de özlendiniz :)

sevgili vladimir,
bri insanın bile hayatını kolaylaştırabiliyorsan, boşuna yaşamış sayılmazsın derler. ben teşekkür ederim :)

sevgili taht sırası bekleyen elizabeth,
gelirim gelirim oralara da gelirim :))

sevgili everfever,
tekrar hoşgeldin, seni burada görmek çok güzel.

sevgili hep,
sen de hoşgeldin :) o kadar da sataşmayayım dedim Ankara'ya, gene de belli olmuş mu? hay allah :)) bu arada, kasada bankada ortak aldığımız biletleri paraya bastık göreceğiz ne olacağını :))

sevgili yasemin,
sen de hoşgeldin :)

sevgiler

rehâvi dedi ki...

gördüm notunu, aceleye ve endişeye mahal yok :) hava değişimini atlat bi hele.