.

.

5 Mart 2015 Perşembe

Kağıt Ev ve Cem Ersavcı



İsmi "Kağıt Ev" ve şöyle şahane bir kapağı olan bir kitap düşünün. Yazarı Carlos Maria Dominguez de Arjantinli bir yazar. Arka kapağında "Kitaplara, okumaya ve aşka dair bir kitap.." yazsın. Üstelik üstün körü karıştırdığınızda içinde Peter Sis'in inanılmaz çizimleri de olsun. Peki, şimdi alın elinize kahvenizi, oturup okumaya başlayın: 

"1998 ilkbaharında Bluma Lennon, Soho’daki bir kitapçıdan Emily Dickinson’ın Şiirler’inin eski bir baskısını aldı ve ilk köşe başında, tam da ikinci şiiri okumaya başladığında bir arabanın altında kaldı.
Kitaplar insanların kaderlerini değiştirir. Kimileri Malezya Kaplanı’nı okuyup uzak diyarlardaki üniversitelerde edebiyat profesörü oldu.Siddhartha binlerce gencin Hinduizm’e merak salmasını sağladı, Hemingway onları sporcu yaptı, Dumas binlerce kadının hayatını alt üst ettiyse de, yemek kitapları sayesinde intihardan kurtulanların sayısı hiç de az değildi. Ne var ki Bluma kitap kurbanlarından biri oldu.
Ama tek kurban o değildi. Antik Diller profesörü yaşlı Leonard Wood kütüphanesindeki raftan kafasına düşen beş ciltlik Britannica Ansiklopedisi ile felç oldu; arkadaşım Richard, William Faulkner’ın raftaki Abşalom, Abşalom!’una ulaşmaya çalışırken merdivenden düşüp bacağını kırdı. Buenos Aires’ten başka bir arkadaş bir halk kütüphanesinin bodrum katındaki arşivleri incelerken tüberküloza yakalandı. Öfke nöbetine tutulup Karamazov Kardeşler’in sayfalarını mideye indirdikten sonra hazımsızlıktan ölen bir Şili terrier’i de biliyorum ayrıca.
Büyükannem ne zaman yatakta kitap okuduğumu görse bana, “Bırak şunu, kitaplar tehlikedir,” derdi. Yıllarca bunu onun cehaletine verdim, ama zaman Alman büyükannemin bilgeliğini kanıtladı."
diyen bir sayfa ile başlasın. Bırakın kitap sizi alsın götürsün. Çizimler de dahil, topu topu 89 sayfa olan bu minicik kitap sizi kitapların ve kitap severlerin dünyasına götürmekle kalmayacak, aklınızda bir sürü sorunun da dolanmasına yol açacak. Ama siz zaten kitapların tehlikeli olduğunu biliyordunuz, değil mi? 

Kitabı bir oturuşta, ayraca gerek duymadan bitirdim. sonra kalkıp kendime yeniden kahve yaptım. Durup kitapları ve onlarla olan ilişkimi düşündüm, Bauer'i ve Bluma'yı. Bir lagünün kıyısında kendine kitaplarından bir ev yapan bibliyofil Bauer'i. Kısacık ama çok etkili bir hikaye. Yazar kitabını "Büyük Joseph'in anısına" diyerek hikayede de bolca adı geçen Joseph Conrad'a ithaf etmiş. Endişeli Peri, eğer bu satırları okuyorsan bana büyük Joseph'i tanıttığın için sana çok teşekkür ederim. 

Olay bununla bitmedi. Size söylemedim ama giriş sayfasında bir ithaf daha var, diyor ki: "Çevirmeni ve yayımcısı -eğer böyle bir hakları varsa-bu kitabı Cem Ersavcı'nın aziz hatırasına ithaf eder.". Kitabın başarılı çevirmeni Seda Ersavcı'nın kitabın en başındaki özgeçmişinde "1982 yılında Cem Ersavcı ile beraber doğdu." cümlesinden hareketle, genç yaşta kaybedilmiş bir ikiz kardeş olduğunu farkediyorum. Sonra da itabın ruhuna çok uyan kapak fotoğrafının Cem Ersavcı'ya ait olduğunu. Derken Cem Ersavcı'nın parlak  bir fotoğraf sanatçısı olduğunu ve Ağustos 2014 tarihinde bir motorsiklet kazasında hayatını kaybettiğini öğreniyorum. Gezi olayları sırasında aklımıza kazınan gaz maskeli semazen fotoğrafını mesela onun çektiğini, ya da 3. havalimanı inşaatı yüzünden perperişan bir hal alan Kuzey ormanlarının.  Size de tanıdık gelecek ve çok başarılı fotoğraflarını kendi sitesinden oturup izliyorum. Siz de lütfen siteye bakın, bu kitabın kapak fotoğrafının da bulunduğu Kıyı/The Edge fotoğraflarını eminim çok beğeneceksiniz. 

Kitapla ilgili eleştiri yazılarından okumak isterseniz,
-Asuman Kafaoğlu Büke'nin Radikal Kitap'ta yayınlanan "Kitap başa beladır!" yazısı için buraya
-Onur Köybaşı'nın insanokur.org sitesinde yayınlanan ve benzer hisleri paylaştığım "Kağıt Ev Hikayesi" adlı yazısı için buraya
-Cem Tunçer'in Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan "Bir gün bir kitap okudum ve.." isimli yazısı için de buraya tıklayınız. 

Yazının sonunda da yirmiden fazla dile çevrilen Kağıt ev'in çeşitli dillerdeki kitap kapakları olsun. Ama bence en güzeli bizimki. Cem Ersavcı'nın dediği gibi, "arkada çok güzel bir dünya var.", karatmayalım enseyi.











1 yorum:

sanem kelesoğlu dedi ki...

inanılmaz güzel anlatmışsın.Bizlerle paylaştığın için sağol.Hakikaten kitabın ilk sayfası alıp götürdü beni.Ruhu şad olsun Cem Ersavcı'nın..yüreğim burkuldu.Allah rahmet eylesin. Hiç unutulur mu.