.

.

8 Mayıs 2008 Perşembe

ehlen ve sehlen Eş-Şam-1

Dünya tarihi boyunca, hiç aralıksız en uzun süre kullanılan şehire gittim ben. ve orada kendimi hiç yabancı hissetmedim, arapça tabelalar olmasa Anadolu'nun güney ya da güneydoğusundaki bir şehirde sanabilirdim kendimi. insanlar da bize benziyordu, arabaların bazıları çok köhne görünüyordu ama tanıdıktı. hatta etrafta her yerde (duvarlarda, sokak bilboardlarında, tabelalarda, hatta arabaların arka camlarında) gördüğüm Beşşar Esad'a bile alıştım. iş nedeniyle gittiğimiz için, görülmesi gereken her yeri gezemedik, "next time inşallah" diye ayrıldık Şam'dan.

otel odamdan görünen manzara, karşıda görünen tepe Cebel Kasiyon (Kasiyon Tepesi). Tepesine yakın yerde yatay bir şerit halinde yanyana restoranlar ve çay bahçeleri var. yaz akşamlarında gidip Şam'ı tepeden ışıl ışılken seyredip yemek yiyerek nargile içebileceğiniz yerler. Resimde önde görünen modern yer, kaldığımız otele ait alışveriş merkezi. orayı kapatıp bakarsanız size de Mardin'i anımsatmıyor mu?


işte bu da Cebel Kasiyon'un gece görünüşü. gece Şam ışıl ışıl. ve doğrusu o tepeden seyretmesi de pek keyifli.

burası Sultan Abdülhamit'in yaptırdığı ve hala cıvıl cıvıl olan Kapalıçarşıları. Adı Hamidiye Çarşısı. ne ararsanız var. Fiyatlar çok uygun ama gene de pazarlık yapılmalı. ilk söylediklerinin yarı fiyatına alabilirsiniz. Şam'dan ne mi alınır? dallı güllü pullu işli örtüler ve elbiseler pek revaçta. ah, bir de bu çarşıda bir dondurmacı var ki, mutlaka tatmalısınız.


dondurmacının adı Bektaş. her daim kalabalık. sütlü tatlılar da yapıyor ama asıl spesyali dondurması. bizim dövme dondurmalara benziyor ama bol bol fıstığa bulanmış hali. resmini çektiğimi görüne çalışan genç bana poz verdi, bu dondurma dağından eliyle koparıp fıstığa buluyor ve tabaklara koyuyor porsiyonları.


çarşının arka tarafındaki dükkanlar yerel halktan ziyade turistlere yönelik. yanyana sanatçı atölyeleri gördük, resim batik vs. ama en oryantalist olanları gene de bu renkli kumlarla cam şişelere resimler yapanlardı. şişelere isminizi de yazabiliyorlarmış.



sedef işçiliği de çok gelişmiş Suriye'de. boy boy kutular, tavlalar, hatta küçük sehpalar alınabilir. kaldığımız otelde ise sedef işçiliğinin daha devasa örneklerini görüp hayran kaldık. misal bu dolap. ya da aşağıdaki sandalyeler.


Şam devam edecek.


* merhaba Şam

18 yorum:

Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sem dedi ki...

Seyyah Gülçin'i özlemişiz:)) Fotoğrafları büyütüp bakamadım ama gene de bilgi sahibi oldum; sağolasın. 'Bundan iyisi Şam'da kayısı' diye niye dediklerini çözebildin mi oralardayken:)) Devamını bekliyorum. Sevgiler

Not: Vladimir, bak dünkü yorumun işe yaradı, Gülçin'den iki yazı birden geldi. Bir ara kendi bloğuna uğramayı düşünüyor musun?:)))

Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sem dedi ki...

Evet, Melih beni mimledi ama 'Mutluluk' konusunda yazmakta zorlandım nedense:)) Alfabe'yi şimdiden merak ettim, bizi fazla merakta koymazsın umarım:))

Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Sem dedi ki...

Yumuşak g'yi beklemekte ısrar edersen, o yazı taslak taslak durmaya devam edecek sanırım. Hiç bir zaman ilk olamayacak, daha çok çeşni olarak kullanılan talihsiz bir harfimiz de gitsin:))

gülçin dedi ki...

sevgili vladimir,

sağolasın, işte buradayım artıkın.
diğer resimleri de en kısa zamanda ekleyeceğim. bu arada bektaş'ın ellerinde ince cerrah eldivenleri var, fotograftan belli olmuyor sanırsam - yani güvenle yiyebilirsin :) alfabeden de bi tek ğ kaldıysa boşver gitsin, adam olaydı ğ olmazdı. yayınla da okuyalım :)

sevgili sem,
devamını da okuyunca iyice bilgi sahibi olacaksınız anacığım. ben de özlemişim seyyah yazılarımı. ahhh-ahhh. tebdil-i mekanda ferahlık vardır.

sevgiler

cinar dedi ki...

Benim aklım da Bektaş'ın ellerinin nasıl donmadığında kaldı (donmadığını kim söylediyse) :)
Gezmek, görmek ne güzel ya. Biz gitmesek bile gezi yazılarını okuyunca gitmiş kadar olabiliyoruz sayende. Resimler güneydoğumuza benziyor hakikaten de.
o kumlu eşyaları televizyonda seyretmiştim ben. Tabi Şam olarak değil. Hatta elektronik posta yoluyla da bir çok kez seyretmiştim yapılışını falan. İlginç..

Hamiş : Vladimir epeydir yazmıyorsun sen de. Yeni yazılar hazırladığına sevindim.

ekmekcikız dedi ki...

Hoşgeldiniz efeem!
:))
İş gezisi bile olsa, yeni yer görmek şöyle bir dolaşıp hava değiştirmek ne güzel.

elektra dedi ki...

hoşgeldin gülçiin:) bu seferr ki mola keyif içeriyormuş senin için. ne güzel. çocuktum, mardin'den geçmiştim. kente girmemizle çıkmamız bir olmuştu, çünkü kent tepeye doğru yayılıp kurulmuştu. hayal meyal de olsa senin foto'yu görünce aaa mardin gibi demişim birden. demek ki çocuk da olsam hafıza kaydetmiş o güzelliği:)

Ori dedi ki...

Hoş geldin Gülçin, demek için geciktiğim kesin. Ben, gideceğini bilsem Bektaş'dan dondurma isterdim:)) Bir dahaki gidişte haber vermesende isterim:)
Gezi notlarının devamını da bekliyorum. Ama iki okurun var ki onları uyarmadan edemicem! Yazı ile yorumlarından sonra sohbete başlamışlar, e helal olsun valla bundan iyisi malatya da kayısı:))

Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Ori dedi ki...

Evetttt, bu konuda bana destek olduğun için sevindim. Maalesef bazı okurlar bunun farkında değil. "Hu komşuuuu..." misali yazıyorlar. Tabii sen hariç:))

Sem dedi ki...

Ori kesinlikle haklisin. Bir kişinin ortaya çıkıp bu konuya ışık tutmasının zamanı gelmiş de geçmişti bile:) Bu yerinde uyarın için çooook teşekkürler:)))

Girls on blog dedi ki...

çok güzel ve otantikmiş...imrendim valla:)iş için gitmiştin sanırım değil mi?ona da imrendim valla.

Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Vladimir dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.