.

.

10 Kasım 2007 Cumartesi

sarı otobüs


Bugün yaratıcılık seminerimizde öncekilerden tamamen değişik bir gün yaşadık. Sabah saatimizde fotograf sanatçısı Tufan Kartal bize fotograf sanatı ile ilgili önemli uygulama bilgileri verdi. Kendi fotograflarının yanısıra usta fotografçıların çektiği fotograflar üzerine konuştuk. Özellikle beni gibi amatör fotograf meraklıları için bir profesyoneli dinlemek ilginç bir deneyimdi. Bu sunum sırasında tabii fotografta nasıl yaratıcı olunabileceğinin ipuçlarını da aldık. Şimdi geldi mi bana bir fotograf çekme arzusu? Elimde makinem ve diğer yaratıcı aparat, sokaklarda ya da dağda kırda dolaşıp bir şeyleri görüntülemek istedi canım. Bu arada aklıma eski çektiğim fotograflar geldi, D.Ö. dönemden kalma (dijital makinemdan önceki dönem), o dönemlerde de belki çok sanatsal olmayan ama benim çok hoşuma giden fotograflarım vardı, filmleri nerededir acaba diye sürekli onu düşündüm. Yukarıdaki fotograf da, Tufan Kartal'ın ödüllü bir fotografı, Piyer Loti kahvesinde ilk karın yağdığı bir sabah çekilmiş.

Sonra sunum bittiğinde, bugünkü programın 2. bacağı olarak gene bir fotograf sanatçısı olan Yelda Baler’in Sarı Otobüs’le 2004 yılında yaptığı geziyi anlatacağı bir sunum daha olacağından o sunumu da izlemek üzere kaldık. Ne iyi yapmışız! Salona girdiğimizde bizi bir tütsü kokusu ve arabesk bir müzik karşıladı. Yelda hanım o gezi hatırası olarak aldığı her şeyi kutulara doldurup getirmiş fotografların çekildiği ülkelerin tam ambiyansını yakalamak için, müzik cdlerini dinleyerek, baharat kutusunu koklayarak, Hindistan’dan aldığı işlemeli pullu kumaşlarını, hatta o gezi sırasında satın alıp kullandığı yerel giysileri ve takıları da giyip çıkararak son derece dinamik ve zevkli bir gösteri sundu bize. Sunum hiç arasız iki buçuk saat sürdü ama bir an bile heyecan ve tempo düşmedi. Sarı Otobüs, 1990’dan beri devam eden bir proje. Her yıl 10 kişi sarı bir otobüse binip İstanbul’dan Katmandu’ya kadar, İran-Pakistan-Hindistan ve Nepal’den geçerek, gidiş dönüş yaklaşık 60 günde 20.000 km yol yapıyorlar. Otobüs dediysem öyle sıradan bir otobüs değil, bir yaratıcılık harikası, şöyle ki içine 12 kişilik yatak düzeni ve sekiz kişilik çalışma masaları yerleştirilmiş, sahra mutfağı, lavabosu, su deposu ve üstünde bir de çekim platosu bulunan özel bir araç. Bu yolculuklara ait anılarını, projenin mimarı ve rehberi Özcan Yurdalan 5 kitaplık bir seride anlatmıştı; Ahşap Fanus-İran yolculuğu, Mavi Çöl-Pakistan yolculuğu, Naure Çarkı-Suriye Yolculuğu, Namaste-Hindistan yolculuğu ve Sagarmatha Eteklerinde-Nepal yolculuğu. Bu kitapların ikisini daha önce okumuştum, ancak fotograflarla görmek ve canlı canlı dinlemek de apayrı bir keyifmiş doğrusu. Bakın bir röportajında Özcan Yurdalan Sarı Otobüs’ün hikayesini nasıl anlatıyor: Bir turist olarak gezmek var, bir de seyyah gibi. Eğer gerekli önlemler alınmazsa turizm, yerli kültüre, ekonomiye ve çevreye çok ciddi zararlar verir. Aynı zamanda turist olarak o faaliyete katılan insanın, kendini geliştirmesinin önüne bir takım engeller koyar. Dolayısıyla söz konusu olan turist gibi gezmek değildir. Önemli olan seyyah gibi gezmektir. Kendi başına, plansız programsız, nerede ne zaman yatıp kalkacağı belli olmadan... Bu ikisinin arasında bir yerde işte bizim bu Sarı Otobüs. Bu ne tam turist gibi gezmek, ne de seyyah gibi gezmek. Birbirini tanımayan 10 - 15 kişi, bu Sarı Otobüs’e binip, her yıl bir kez Katmandu’ya kadar gidip geliyor. Bu süre boyunca da 20 bin km yol yapıyoruz, aşağı yukarı dünyanın yarısı.

Bu gezilere literatürde overland deniyormuş. Gerçekten de bir ülkeyi görmek ile yaşamak birbirinden çok ayrı kavramlar. Sarı Otobüs yolcuları gittikleri her ülkede halkın arasında dolaşıp karşılıklı bir etkileşim içinde yaşayarak yapıyorlar gezilerini. Her ihtimale karşı gitmeden aşılarını yaptırarak tabii :) belki bir gün ben de katılırım aralarına, belli mi olur.. Sarı Otobüsle ilgili değişik yazılar için buraya, buraya, buraya, buraya ve buraya tıklayabilirsiniz.

13 yorum:

ekmekcikiz dedi ki...

Ne kadar büyük bir cesaret gerektiren bir yolculuk, bu!
Hiç tanımadığın en az 10 farklı ego ile böyle uzun ve zorlu bir yolculuğu çıkmak...
Bunun bir üst aşaması o tanımadığın grupla denize açılmak olurdu, herhalde.
Maya tutarsa olağanüstü bir tecrübe, tutmazsa da o derece büyük kepazelik.
Vay, vay, vay!
:)

gülçin dedi ki...

sevgili ekmekçikız,
sanırım denize açılmak daha da zor birşey, kurtuluşu yok :) bu yolculuğa ise, çıkan çoğu kişi sanırım tanıdığı biriyle çıkıyor. ya da yalnız çıkan da takmıyor kafasına birşeyi, buna hazırlıklı başlıyor. bana bu korkunç gelmedi ama zor, evet.

MoonSun11 dedi ki...

Merhaba, iade-i ziyarete geldim :))
Ne guzel, kitaplari seven biriyle daha tanismak :))
Bloguma komsu olur musunuz:) Sizi eklesem sayfama umarim kizmazsiniz:)
Sevgiler;
MoonSun11

Sem dedi ki...

Gülçincim, fotoğraf çekme isteğin ve Sarı Otobüs'le Hindistan kombinasyonu super olabilir.

Rengarenk baharatları, kumaşları, binaları, insanları, yemekleri, tatlılarıyla çekeceğin resimleri düşündükçe bende mi gelsem demeye başladım bile:))))

hepomutsuzçocuk dedi ki...

Sevgili Gülçin,
şu sarı otobüs benim varmak istediğim "o yere" gidecek olursa haber verir misin lütfen:)
Bu arada fotoğraf çok güzel,ilk anda karlı bir günde boztepe mi diye düşündüm inan.
Sevgiler

Ori dedi ki...

Sarı Otobüsle gitmeyi şimdilik düşünmüyorum, belki ilerde... Ama Gülçin, şu yaratıcılık kursun baya ilgimi çekiyor. Hele bir diplomanı alda bir görelim bakalım. Bu arada unutmadan; bir gün blogcuları buluşturacaktın değil mi?Hatırlatayım dedim;)

gülçin dedi ki...

sevgili moonsun11 (ay üssü alfa gibi bir isim bu yahu :) hoşgelmişsin. komşulara eklemene tabii ki kızmam, başımın üstünde yerin var.

sevgili sem,
vallahi sen de olup sunumu izlemeliydin diyorum başka bir şey demiyorum. nasıl yapsam da bu kadar sürelik izni koparsam onu bilmiyorum yalnız.

sevgili hep,
inanmayacaksın ama programda nepal'de 5 günlük bir trek gezisi de var ve everest'e yakın bir dağa tırmanılıyor. tüm diaları görmedim, bu yüzden mavi gelincikler var mıydı bilmiyorum ama varsa, muhtemelen oradadır. zirvede bulutlara ve everestin karlı zirvesine bakan bir duvarın üzerinde boylu boyunca yatan bir resmini gösterdi yelda, "işte bunca yol bunun içindi" diyerek.içim gitti.

sevgili ori,
bir gün misafir alalım seni o halde. evet ya, müzede bir buluşma yapacaktık değil mi? aklımda.

endiseliperi dedi ki...

o otobüsün içinde olmak istemedim şimdi. biraz zor. ben kendime bile tahammül edemiyorum uzunca bir süre, bir otobüste, uzuuun bir yolculukta, tanıdığım ya da tanımadığım o kadar insanla birlikte olamazmışım gibi geldi. yalnız şu, turizmin yerel kültüre zarar vereceği ihtimalini çok doğru buldum. fotoğraf da çok güzel.

ben de fotoğrafçılık kursu ile ilgilenebilirim. nerede bu kurs, bahsettin de ben kaçırdım mı acaba?

gülçin dedi ki...

sevgili peri,
benim gittiğim kursun adı yaratıcılık. ama bize anlattığım sarı otobüs sunumunu yapan fotografçı yelda baler'in fotograf kursu da aynı yerde, oyuncak müzesinde. şimdilik salı günleriymiş ama çarşamba grubu da açılacak demişti, ayrıca beyoğlu'nda bir yerde kurs verdiğini de söylemişti. bende müzeyi arayarak daha ayrıntılı bilgi alabilirsin. ve keşke katılsan diyorum bu arada, gerçekten insanı ruhen hafifleten manen ağırlaştıran aktiviteler bunlar.

sevgiler

MoonSun11 dedi ki...

Gulcin, onu da neden sordum hemen aciklayayim, cunki bazi arkadaslar istemiyor, ben de artik soruyorum izniniz olursa diye :))

vladimir dedi ki...

ÇOk ilginç ve güzel bir seyahat olurdu ama seyahat katılan kimselerin iç dünyaları da önemli, baskın, diğer insanlara tahammül sınırlarını belirlemiş kimselerle bir araya gelmek hayırlı saatlere alamet olmaz ama. Yine de seyahat güzeldir.

(Ben Gülçin'i günlerdir tanıyorum ama kendisini sayfama ekletmeyi hala teklif etmedi.....)

sofi dedi ki...

Bu seyyahlar, farklı kişiliklerde olsalarda, keşfetmeyi, macerayı, yaşayarak öğrenmeyi seven insanlardır diye düşünüyorum, böyle birşeyi denemek isterdim, yaşamımı zenginleştirirdi.Ekmekçikız'a da katılmıyor değilim, yıllardır tanıdığımı sandığım arkadaşlarımla çıktığımız bir tatilde aslında onları yeterince tanımadığımı anlamıştım, öylesine küçük hesaplarla uğraştılarki dönüşte çoğumuz mesafe koyduk ilişkilerimize.

GULTEINEN ENKELINI dedi ki...

hep ozenerek dinlemisimdir dunyada dolanan tum sari otobus ve turevlerini..
ben katilir miyim??
iih ihhhh..
galiba kurabiyimin gelecek endisesi beni maceralardan geri koyuyor, icimdeki kasif kafasini kaldirdigi anda patlativeriyorum bi tane:)
Kim bilir, belki kizim buyudugunde, ben de emekli oldugumda, hala sagligim yerindeyse..
ne biliym iste gunun birinde sartlarim uydugunda ben de bulurum atlayip beni bir yerlere goturecek bir sari otobus.. veya mavi.. veya kirmizi...
ne biliym...