.

.

9 Eylül 2007 Pazar

pazar kahvaltısı keyfi

pazar günlerini pek sevmem eskiden beri. ben çocukken pazar günleri hep yıkanan çamaşırların, yapılması gereken banyonun, son anda yetiştirilmesi gereken ödevlerin ve babam için de radyodan dinlenen futbol maçlarının günüydü. hep bir telaş, aman haftaya eksiksiz başlanılsın diye. ama cumartesi öyle midir ya? cumartesi günü ne yaparsan yap, ertesi gün gene tatildir bilirsin. neyse, bu pazar günlerinin en büyük zevki herhalde kahvaltısıdır ve cemal süreya'nın dediği gibi de mutluluğun kahvaltıyla bir ilgisi olmalıdır.

istanbul'da pazar kahvaltısı keyfi yapmak için şafakla yola çıkmakta fayda vardır. boğazda azıcık deniz göreyim de birşeyler yiyeyim diyorsanız hele. tabii ki hisar'da, bebek'te, yeniköy'de filan kahvaltının mutlulukla doğrudan ilgisi vardır. ama anadolu yakasında oturanlar için bunları göze alacak zaman ve nakit yoksa, ne yapılmalıdır?

benim en sevdiğim ve denediğim kahvaltı mekanlarından biri koşuyolu biber'dir. özellikle acıbadem'de yaşadığım zamanlarda biber'e çok sık giderdim. gerek kapalı mekanı, gerekse bahçesi hem çok zevkli, hem de fiyatı uygun bir seçenekti. şimdi biraz uzaklara düştük. acıbadem'de yaşarken bir de "o ağacın altı"na giderdik, evet evet "o" ağacın altı. türk filmlerinden hatırladığımız o güzel şarkıya atfen, çamlıca'ya çıkarken, bilfen kolejinin hemen yanında, açık havalarda hem tarihi yarımadayı hem adaları görebileceğiniz, kadıköy'de de nokta tespiti yaparak eğlenebileceğiniz bir yer. artık nargilesi ve pide bahçesi de var. paralı günlerimizde gitmeyi en sevdiğimiz yer maria'nın bahçesi, küçükyalı sahilde, inanılmaz yeşil ve ayrıntılarla dolu bahçesinde ege'nin binbir çeşit otları ve zeytinyağı ile maria'nın yarattığı mucizeleri tatmak insanın ömrüne ömür katar (kahvaltı 35 YTL). biraz daha uzağa uzanabiliyorsanız, dragos sahilde 0216 restoran (ya da fiziki engelliler vakfı) bahçesi de hem uygun fiyatları (kahvaltı 20 YTL) hem de adalar manzarası sunar. ve işte bugünkü keşif.. aylardır gazetelerin içinden" pizza hut'ta cumartesi-pazar günleri açık büfe kahvaltı keyfi 9.90 YTL" insertleri dökülmekte ve tarafımca dikkate alınmamaktaydı. meğerse ne büyük hataymış, heyhat! bu pazar evimin az ötesindeki pizza hut'ta ettik kahvaltımızı efendim ve çok memnun kaldık. deneyiniz, evde oturmaktansa çolkuk çocuk pizza hut'a geliniz, çocuklarınız bahçesinde oynasın siz son derece zengin açık büfeden istediğiniz kahvaltılığı isterseniz çeşit çeşit pizzaları yiyiniz ve gazetenizi okuyunuz.

hangi pizza hut'larda bu hizmet var ve diğer gelişmeler için lütfen burayı tıklayınız.

7 yorum:

mahallenin delisi dedi ki...

o ağacın altına biz de eski işyerimde çalışırken giderdik öğle yemeğine. maria'nın bahçesi de istanbul'a gelen misafirlerimi ağırlarken tercih ettiğim bir mekandır her zaman. o muhteşem bahçeyi beğenmeyen bir kişi bile çıkmadı henüz ;)

ama pizza hut'ta kahvaltı edebileceğimi hiç düşünmemiştim doğrusu. ilk fırsatta deneyeceğim ben de.

Öykücü dedi ki...

Ben de pazardan nefret ederim.Yani pazartesiyi bile daha çok severim ki aslında pazarı sevmeme sebebim pazartesiden önceki gün olmasıdır.İlginç tabi.

Özellikle pazar akşam beşten sonrası cidden iç karartıcı.

Ama pazar kahvaltısını ben de severim.Biraz utanarak tabi.Yani akşamüstünü bu kadar sevmediğim bir günün sabahından bu kadar keyif almam biraz ayıp gibi:))

elektra dedi ki...

demek pizza hut? ben pazarları da çalışan garip biriyim. ve dersanemin çok yakınında bir p,zza hut şubesi var. dersimin sabahın körü değil de, makulü olduğu bir pazar deneyeceğim mutlaka. her şubesinde vardır değil mi?

gülçin dedi ki...

mahallenin sevgili delisi,
o ağacın altı ile maria'nın bahçesi 'ni seviyorsan, biber'e de gitmelisin bir ara.

sevgili öykücü,
yok yahu, pazar kahvaltısını sevmekten neden utanıyorsun? akşamüstüsü ayrııı, sabahı ayrıııı :))

sevgili elektra,
her şubesinde var mıdır emin değilim, muhtemelen nispeten geniş olanlarında yapılıyordur ama bende listesi yok. az önce pizza hut'a bu konuda mail attım, sitelerinde de yok çünkü liste. bakalım cevap verirler mi? öğrenir öğrenmez ekleyeceğim.

sevgiler,

Sem dedi ki...

Gülçin, O ağacın altı, Çamlıca'da okuduğum yılların popüler buluşma mekanlarından biriydi. Bir ara gidip görmek eski günleri şad etmek biraz da pide yemek lazım demekki:))

Sevgiler

Banu dedi ki...

Hatirlamiyorum belki de onunden gecmisligim olmustur, eger 10 yil evvel hala oradaydi ise...ama unutamadigim cocuklugumdaki pazarlar...ben de pek sevmezdim geri planda annemin telasi ve babamin futbolu, benim odevler...ama kahvaltimiz ogle yemegiyle bir olurdu ve genelde evimizin mutfaginda sevgili anneannemin hazirladigi patatesli yumurta ya da sucuklu, siyah ve yesil zeytinler, domates vs., birkac peynir cesit, guzel sicak ekmek, salam felan...uzun uzun oturur sohbet ederdik...ozluyorum ailemle gecirdigim ev kahvaltilarimizi...ev de olmadigimiz zamanlar genelde Tuzla'ya yada Hisara filan gidilirdi ve piknik yapilirdi, o zamanlar Pazar super olurdu ;)
pizza hut gibi yerlere haz edemiyorum, kucuk kafeleri tercih ederim :)

berceste dedi ki...

yahu sevgili gülçin;
bana bu blog yaramayacak galiba :P

sahura saatler kala aklımdan neler geçiyor neler !